Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Myanmar yönetiminin Arakanlı Müslümanlara (Rohingya) yönelik eylemlerinin “soykırım” teşkil edip etmediğine ilişkin tarihi kararını açıklamaya hazırlanıyor. Mahkemenin Myanmar’ı suçlu bulması durumunda, Lahey merkezli kurumun 80 yıllık tarihinde ilk kez bir devlet doğrudan soykırım suçundan mahkûm edilmiş olacak. Kritik karar öncesinde gözler, üye ülkeleri Bağdat’ta bir araya gelecek olan İslam İşbirliği Teşkilatı’na (İİT) çevrildi.
Tarihi davanın arka planı ve belgelenen suçlar
Burma İnsan Hakları Ağı (BHRN) bünyesinde yürütülen 14 yıllık belgeleme çalışmaları ve Gambiya’nın öncülüğünde açılan dava süreci, Myanmar ordusunun sistematik ihlallerini uluslararası yargıya taşıdı. Hayatta kalan tanıkların ifadeleri; Arakan köylerinin planlı biçimde yakıldığını, halkın vatandaşlıktan çıkarıldığını, kasten açlığa mahkûm edildiğini ve yüz binlerce insanın deniz yoluyla ölüme sürüklendiğini ortaya koyuyor.
Yıllardır süren diplomatik girişimlere rağmen Arakanlı Müslümanların yaşadığı insani trajedi hafiflemiş değil. Bangladeş’teki mülteci kamplarında 1,2 milyondan fazla sivil, günde 13 doların altında bir gelirle ve tamamen belirsizlik içinde hayata tutunmaya çalışıyor. Güvenli bir sığınak arayışıyla Malezya’ya geçmeye çalışan her yedi kişiden biri ise tehlikeli deniz yolculuklarında yaşamını yitiriyor.
Kınama mesajları yerine somut adım çağrısı
Uluslararası insan hakları savunucuları, Lahey’den çıkacak kararın sahadaki trajediyi tek başına sonlandırmaya yetmeyeceğine dikkat çekiyor. İİT üyesi 57 ülkenin dışişleri bakanlarının 17 Ekim 2026’da Bağdat’ta gerçekleştireceği zirve öncesinde, diplomatik çevrelerden “yalnızca kınama bildirileri yayımlamakla yetinilmemesi” uyarısı yapılıyor.
Bölge ülkelerinin samimi bir sınavla karşı karşıya olduğu vurgulanırken, Müslüman ülkelerin Myanmar’a karşı somut diplomatik ve ekonomik yaptırımları devreye sokması isteniyor.
Zorla geri göndermelere son verilmesi talebi
İslam dünyasına yönelik çağrılarda öne çıkan en kritik başlık, mültecilerin zorla Myanmar’a geri gönderilmesinin durdurulması oldu. Çatışmaların ve baskıların sürdüğü Myanmar topraklarına sığınmacıların iade edilmesinin uluslararası hukuka ve insani değerlere aykırı olduğu hatırlatılıyor.
İİT hükümetlerinin Bangladeş’teki kamplara verilen maddi desteği artırması, kendi sınırlarına ulaşan Arakanlıları koruma altına alması ve krizin faillerine karşı ortak bir yaptırım mekanizması kurması gerektiği belirtiliyor. Lahey’deki duruşma salonlarında sağlanan hukuki kazanımların, sahada somut bir koruma kalkanına dönüşüp dönüşmeyeceğini Bağdat zirvesinde alınacak kararlar belirleyecek.

















