Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin, Suudi Arabistan’ın talep etmesi halinde bu ülkenin toprak bütünlüğü ve güvenliğini savunmak üzere parlamentoyu acil toplantıya çağırması Orta Doğu’da geniş yankı uyandırdı. Kahire’nin attığı bu adım, Yemen merkezli gerilimin Kızıldeniz, Babülmendep Boğazı ve Körfez hattına yayıldığı bir dönemde bölgesel güvenlik mimarisinde merkezi Arap gücünün sahaya dönüşü olarak yorumlanıyor.
Mısır Askeri Akademisi mezuniyet töreninde konuşan Sisi, ülkesinin Riyad’ın güvenliğini korumak için gereken her türlü askeri adımı atmaya hazır olduğunu belirterek, lüzum görülmesi halinde hükümete askeri yetki verilmesi amacıyla Mısır Temsilciler Meclisi’ni olağanüstü oturuma davet etti.
Bölgesel güvenlik ve küresel ekonomi hattında ortak cephe
Siyasi analistler ve strateji uzmanları, Mısır’ın resmi düzeyde Suudi Arabistan’a sunduğu bu açık savunma kalkanının, Husilerin saldırılarına karşı caydırıcı bir mesaj niteliği taşıdığına dikkat çekiyor. Uzman değerlendirmelerine göre tırmanan saldırılar yalnızca askeri bir risk oluşturmakla kalmıyor, küresel tedarik zinciri ve enerji yollarını da felce uğratıyor.
Sürecin stratejik ve iktisadi yansımaları şu noktalarda yoğunlaşıyor:
- İktisadi güvenlik: Körfez ülkelerinde çalışan yaklaşık 38 milyon göçmen işçi ve bunlara bağlı 150 milyon aile ferdinin ekonomik güvenliği bölgesel istikrarla doğrudan örtüşüyor.
- Deniz ticaretinin korunması: Süveyş Kanalı gelirleri Yemen’deki çatışmalardan doğrudan etkilenen Mısır için Babülmendep ve Kızıldeniz seyrüsefer emniyeti milli güvenlik meselesi kabul ediliyor.
- Bölgesel ittifaklar: Kahire’nin girişimi, daha önce Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ekseninde gündeme gelen ortak savunma iradesiyle paralellik taşıyor ve devlet dışı silahlı grupların meşru otoritelere meydan okumasını engellemeyi amaçlıyor.
Kahire’nin askeri kapasitesi ve masadaki yetki formülü
Güvenlik uzmanları, Mısır ordusunun Süveyş Körfezi’nden Hint Okyanusu ve Basra Körfezi’ne kadar uzanan geniş bir coğrafyada deniz harekatı yürütme kapasitesine sahip olduğunu hatırlatıyor. Rafale, MiG-29 ve F-16 filolarıyla modern hava vurucu gücüne sahip olan Mısır hava savunma doktrini, Suudi Arabistan envanterindeki Patriot sistemleriyle de tam uyum sergiliyor.
Askeri uzmanlar, Mısır parlamentosunun onayına sunulacak tezkerenin geçmiş dönemlerdeki sınırlı görev sürelerinin aksine ucu açık ve tam yetkili bir çerçevede çıkmasının beklendiğini belirtiyor. Kuveyt’in kurtarılmasından 2015’teki Yemen Arap Koalisyonu’na kadar iki ülke arasındaki tarihi askeri bağlar, yeni tezkereyle birlikte çok daha geniş bir caydırıcılık zeminine oturuyor.

















