Yemen’deki Husi grubunun Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bulunan Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik düzenlediği saldırı, uluslararası kamuoyunda ve sosyal medyada büyük bir infiale neden oldu. Sivil havacılık altyapısını doğrudan hedef alan bombardıman sonucunda farklı milletlerden onlarca sivil kayıp verilirken, saldırı geniş çevrelerce açık bir “savaş suçu” olarak nitelendirildi.
Suudi Arabistan Sivil Havacılık Otoritesi tarafından yapılan resmi açıklamaya göre menfur saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi ise yaralandı. Yaralılar arasında durumu kritik olanların bulunduğu ve yerleşkedeki maddi hasarın tespitine yönelik çalışmaların devam ettiği kaydedildi.
Hayatını kaybedenlerin kimlikleri ve uluslararası boyut
Yetkililer, saldırıda yaşamını yitirenlerin milliyet dağılımını da kamuoyuyla paylaştı. Açıklamaya göre ölen 12 kişinin 4’ü Suudi Arabistan vatandaşı, 2’si Bangladeşli iken; kalan 6 kişinin ise ABD, Mısır, Ürdün, Suriye, Filistin ve Sudan uyruklu mukimler olduğu teyit edildi. Sosyal medyada Suudi Arabistan merkezli bir havayolu şirketinde görev yapan Mısırlı bir kabin memurunun da saldırıda yaşamını yitirdiği duyuruldu.
Sivil hedefin vurulması ve kurbanların farklı ülke pasaportlarına sahip olması, hadiseyi bölgesel bir çatışmanın ötesine taşıyarak uluslararası bir kriz haline getirdi.
Koalisyondan kararlı yanıt vurgusu
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, havalimanının hedef alınmasını doğrudan bir terör eylemi olarak nitelendirdi. Maliki, sivil yerleşkeye yönelik bu saldırıya askeri kanatta en kararlı ve sert biçimde karşılık verileceğinin altını çizdi.
Analistler ve saha uzmanları, Husilerin sivil havalimanlarına yönelmesini şu gerekçelerle değerlendiriyor:
- Yemen iç cephesinde artan askeri baskıyı hafifletme arayışı
- Sivil unsurları baskı aracına dönüştürerek çatışmaları durdurmaya zorlama girişimi
- Dış aktörlerin talimatları doğrultusunda bölgesel hava trafiğini felç etme hedefi
Washington’dan sert tepki ve olası yaptırımlar
Olayın ardından sosyal medya platformlarında gazeteciler ve hak savunucuları masum sivillerin vurulmasına sert tepki gösterirken, ABD cephesinden gelen açıklamalar da dikkat çekti. ABD Başkanı Donald Trump’ın söz konusu saldırı sonrası çok sert adımlar atmayı değerlendirdiğine dair sinyaller vermesi, uluslararası camianın Husileri tam bir diplomatik ve siyasi tecrit altına alacağı yorumlarına yol açtı.
Uzmanlar, yabancı ülke vatandaşlarının ölümüyle sonuçlanan bu saldırının Husilere yönelik siyasi, güvenlik ve ekonomik baskıları en üst seviyeye çıkaracağını vurguluyor.

















