Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin, Yemen’deki Husilerin artan saldırıları karşısında Suudi Arabistan’a yönelik olası askeri desteği görüşmek üzere parlamentoyu olağanüstü toplantıya çağırması, Orta Doğu diplomasisi ve askeri dengelerinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Kahire yönetiminin bu kritik adımı, bölgesel güvenlik mimarisinin geleceğine dair önemli soruları beraberinde getiriyor.
Sisi’den acil oturum çağrısı: Meclisten yetki tezkeresi istenecek
Mısır Anayasası’nın 152. maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi operasyonlarında olduğu gibi, Mısır ordusunun ülke dışına muharip güç göndermesi Temsilciler Meclisi’nin en az üçte iki çoğunluğunun onayına tabi bulunuyor.
Parlamentonun Pazar günü toplanarak Cumhurbaşkanı Sisi’ye gerekli yetkiyi vermesi bekleniyor. İktidar çoğunluğunu elinde bulunduran Geleceğin Vatanı Partisi (Mustakbal Vatan) Genel Sekreter Yardımcısı Essam Hilal ve milletvekili-gazeteci İmadüddin Hüseyin, bu adımın kurumsal bir anayasal zorunluluk olduğunu ve doğrudan bir “savaş ilanı” taşımadığını ifade ediyor.
Kahire’nin kırmızı çizgisi: Taarruz değil, meşru savunma
Askeri uzmanlar ve diplomatlar, Mısır’ın bölgedeki olası varlığının çerçevesine ilişkin net değerlendirmelerde bulunuyor:
- Doğrudan Çatışmadan Kaçınma: Mısır Milli Araştırmalar Merkezi Danışmanı Tuğgeneral Dr. Ahmed Faruk, Mısır ordusunun Yemen topraklarına girerek doğrudan bir kara harekâtına girişmesinin ya da İran ile cepheleşmesinin söz konusu olmadığını belirtti. Yemen’in dağlık ve karmaşık coğrafyasının getireceği yıpratma riskine dikkat çekildi.
- Hava ve Füze Savunması: Mısır’ın katkısının Suudi Arabistan sınırlarının ve kritik altyapısının hava-füze tehditlerine karşı korunması, teknik ve lojistik yardım ile sınırlandırılması bekleniyor.
- İstihbarat Koordinasyonu: İki ülke arasında tehdit algılamalarına dair anlık radar ve istihbarat paylaşımının artırılması planlanıyor.
Babülmendep ve Kızıldeniz dengesi
Eski Mısır Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mutaz Ahmedin, Kahire’nin atacağı adımların Süveyş Kanalı gelirlerini ve Babülmendep Boğazı’ndaki deniz seyrüsefer güvenliğini gözetmek zorunda olduğuna dikkat çekti. Gerilimin tırmanarak Kızıldeniz ticaret yolunun tamamen kapanması, zaten ekonomik zorluklarla mücadele eden Mısır için telafisi güç maliyetler doğurabilir.
Bu sebeple Mısır makamları, askeri hazırlığı masada bir caydırıcılık unsuru olarak kullanırken, nihai çözümün Riyad ile Husiler arasında diplomasi yoluyla sağlanması gerektiği tezini savunmaya devam ediyor. Meclisten çıkacak olası tezkere, fiili bir sıcak çatışmaya girişten ziyade, Arap Birliği Ortak Savunma Anlaşması çerçevesinde Riyad yönetimine verilmiş stratejik ve caydırıcı bir mesaj niteliği taşıyor.

















