İran ile yaşanan askeri çatışmalar ve küresel enerji piyasalarındaki çalkantıların gölgesinde, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’tan uluslararası arenada ezber bozan bir hamle geldi. Trump, İsrail’de 27 Ekim’de gerçekleştirilecek parlamento seçimleri öncesinde Başbakan Binyamin Netanyahu’ya açıkça “tam destek” verdiğini ilan etti.
Son aylarda iki lider arasındaki ilişkilerin gergin seyrettiği, hatta Trump’ın kapalı kapılar ardında Netanyahu’ya yönelik sert ifadeler kullandığı yönündeki iddiaların ardından gelen bu karar, hem Washington hem de Tel Aviv siyasetinde geniş yankı uyandırdı.
“İsrail için yanlış lider olur” uyarısı
Kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden İsrail kamuoyuna doğrudan seslenen Trump, sandığa gidecek seçmenlere Likud Partisi lideri Netanyahu’yu destekleme çağrısı yaptı.
Trump açıklamasında, “İsrail, Netanyahu dışında herhangi birini seçerse bu yanlış bir lider tercihi olacaktır. ABD bugüne kadar İsrail için çok şey yaptı; Netanyahu tam da İsrail’in sunmasını beklediğimiz türden bir ortaktır” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı ayrıca, Netanyahu’nun seçimi kaybetmesi durumunda “İran’a karşı yürütülen görevi tek başımıza üstlenmek zorunda kalacağız, ki ben buna hiç hevesli değilim” diyerek askeri stratejiye dair kritik bir uyarıda bulundu.
ABD başkanlarının İsrail seçimleri geleneği yıkıldı
ABD diplomatik teamüllerinde başkanların yabancı ülkelerdeki seçim yarışlarına, özellikle de müttefik İsrail’deki iç siyasi çekişmelere doğrudan ve açık destek açıklamalarıyla müdahil olmaması temel bir ilke kabul ediliyordu.
İsrail basını geçmişte George H.W. Bush, Bill Clinton ve Barack Obama gibi liderlerin örtülü tercihlerde bulunduğunu hatırlatıyor:
- 1992: Baba Bush, İzak Şamir hükümetinin yerleşim yeri politikalarına tepki olarak 10 milyar dolarlık konut kredisi garantisini dondurmuş ve İzak Rabin’in seçim zaferine zemin hazırlamıştı.
- 1996: Bill Clinton, yıllar sonra yaptığı itirafta barış sürecine daha yatkın gördüğü Şimon Peres’in Netanyahu’ya karşı kazanması için çaba harcadığını doğrulamıştı.
- 2015: Barack Obama, İsrail seçimlerine haftalar kala Washington’a gelerek Kongre’ye hitap eden Netanyahu ile görüşmeyi reddetmişti.
Trump’ın doğrudan seçmen iradesini hedef alan net çağrısı, geçmişteki bu dolaylı diplomatik manevraları geride bırakarak açık bir siyasi müdahaleye dönüştü.
Washington kulislerinde sürpriz etkisi yarattı
İngiliz ve Amerikan basınında yer alan analizlere göre, Trump’ın bu çıkışı Amerikan diplomatik çevrelerinde beklenmedik bir adım olarak değerlendirildi. Zira sadece bir gün önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, işgal altındaki Batı Şeria’da radikal yerleşimcilerin uyguladığı şiddeti açıkça eleştirerek İsrail makamlarına yasal süreçlerin işletilmesi çağrısında bulunmuştu.
Amerikan kamuoyunda İran savaşına yönelik tepkilerin artması ve savaşa çekilme algısı nedeniyle Trump’ın daha önce Netanyahu ile arasına mesafe koyduğu biliniyordu. Ancak seçim sandığına sayılı günler kala gelen bu destek, Trump’ın küresel müttefikleriyle kurduğu seçim ittifakı zincirinin en somut ve kritik halkası oldu.

















