Yemen hükümetine bağlı güçlerin iki hafta önce başlattığı “Yemen Şafağı” operasyonu kapsamında, temas hatları boyunca ve Husilerin kontrolündeki derinliklerde yürütülen yoğun hava saldırıları dikkat çekiyor. Karada henüz geniş çaplı bir yayılma görülmezken sergilenen bu olağanüstü ateş gücü, askeri çevrelerde operasyonun nihai hedeflerine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Albay Macid en-Nuzeyli tarafından paylaşılan verilere göre, 5 Ekim’den bu yana savaş uçakları, SİHA’lar, sahra topçusu ve çok namlulu roketatarlar (ÇNRA) kullanılarak Husilere ait hedeflere yönelik 20 bin 906 nokta atışı operasyon icra edildi.
Tahkimatlar, komuta merkezleri ve lojistik hatlar hedefte
Hükümet güçleri; söz konusu operasyonların Husilere ait tahkimatları, savunma mevzilerini, komuta-kontrol merkezlerini, topçu bataryalarını, gözetleme noktalarını, toplanma alanlarını ve silah-mühimmat depolarını hedef aldığını duyurdu.
Albay Nuzeyli, son iki haftalık bilançoda 14 binden fazla Husi unsurunun etkisiz hale getirildiğini, 3 bini aşkın askeri araç ve lojistik vasıtanın ise imha edildiğini açıkladı. Eş zamanlı olarak Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu da füze fırlatma rampaları ve mühimmat depolarına yönelik hava harekâtlarını aralıksız sürdürüyor.
Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri ise son açıklamasında, yaklaşık 4 aydır tırmanan gerilim sürecinde Suudi Arabistan’ın 2 bin 652 hava saldırısı gerçekleştirdiğini iddia etti.
Yemen Savunma Bakanı Korgeneral Tahir el-Ukayli, geçtiğimiz günlerde “Yemen Şafağı” operasyonunun toplam 6 aşamadan oluştuğunu ve hükümet kuvvetlerinin birinci etabı tamamlama aşamasında olduğunu duyurmuştu.
Ateş hazırlığı kara taarruzuna mı evrilecek?
Hükümet birliklerinin yayımladığı bildiriler, yoğun ateş desteğinin ardından bazı sahra birliklerinin belirlenen hedeflere doğru ilerleme kaydettiğine işaret ediyor. Bu durum, sahadaki taktiğin kademeli olarak “yıpratma evresinden” sınır hatlarını değiştirecek “geniş çaplı kara taarruzuna” evrilebileceği yorumlarını güçlendiriyor.
Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki’nin, taarruz helikopterleri Apache’lerin çok yakında sahaya sürüleceğini açıklaması da kara birliklerine kritik bir hava kalkanı ve yakın ateş desteği sağlanacağı beklentisini artırdı.
Ancak halihazırda Batı Sahili, Marib ve El-Cevf vilayetlerinde yoğunlaşan çatışmaların genişlemesi yalnızca yerel dinamiklerle sınırlı değil. Bölgedeki askeri hareketlilik; Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz kıyıları gibi küresel deniz ticaretinin can damarı olan hatları doğrudan etkilediği için uluslararası ve bölgesel güç dengeleriyle iç içe geçmiş durumda.
Uzman görüşü: “Amaç Husileri masaya ve tavize zorlamak”
Askeri ve stratejik araştırmalar uzmanı Dr. Ali ez-Zeheb, Al Jazeera’ye yaptığı değerlendirmede, koalisyon ve hükümet güçlerinin Husi askeri kapasitesini felç etmeye yönelik bu yoğun hazırlığının aslında ertelenmiş bir planın parçası olduğunu belirtti:
“Hükümet güçleri ve koalisyonun stratejisi, Husilerin askeri omurgasını kırarak geniş çaplı bir kara harekâtına zemin hazırlamaktı. Bu operasyonun ana hedefi Husileri bütünüyle yok etmekten ziyade; onları limanlar, havalimanları ve kritik şehirler gibi stratejik kazanımlarından mahrum bırakarak geçmişe kıyasla çok daha ağır şartlarda siyasi bir teslimiyete ve uzlaşıya zorlamaktır.”
Zeheb, dış desteğin ve hava baskısının sürdürülebilmesi halinde kara harekâtı ihtimalinin masada kalacağını; aksi takdirde sahadaki dengenin iki tarafı da tüketen uzun vadeli bir yıpratma savaşına kilitlenebileceğini vurguladı.
Yemen’deki son askeri tırmanış; yaklaşık 4 yıllık göreceli ateşkes sürecinin çökmesi ve 12 yılı geride bırakan krize çözüm bulmayı amaçlayan BM ile bölgesel barış çabalarının sonuçsuz kalmasının ardından patlak verdi.

















