Savunma

ABD’den 10 bin yeni asker ve bir uçak gemisi daha: Savaş tırmanıyor mu?

ABD ve İran arasındaki çatışmalar, Washington’dan gelen sert mesajlar ve Orta Doğu’daki dikkat çekici askeri hareketliliklerle hızla tırmanıyor. Başkan Donald Trump ve yönetim yetkililerinin açıklamaları, Tahran üzerindeki baskıyı artırma yönünde net bir eğilime işaret ederken, dolaylı iletişim kanallarının da açık tutulduğu görülüyor.

ABD’nin bölgeye daha fazla asker ve uçak gemisi gönderme hazırlıkları, her türlü senaryoya karşı kapının açık bırakıldığını gösteriyor. Ancak bu tırmanış, Washington içinde de savaşın gerçek hedefleri ve kısa/uzun vadeli stratejisinin ne kadar net olduğuna dair iç tartışmaları alevlendirmiş durumda.

10 bin yeni asker ve 3. uçak gemisi planı

Al Jazeera’nin Washington muhabiri Enes es-Sabbar, siyasi söylemin sertleşmesine rağmen Washington ile Tahran arasındaki iletişimin sürdüğüne dikkat çekiyor. Sabbar, Başkan Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun savaşın iki ila dört hafta içinde sona erebileceğinden bahsettiğini belirtiyor.

Trump’ın İran’a karşı “askeri bir zafer” kazandıklarını ima ettiği şu günlerde, ABD medyasında Washington’un bölgeye “USS George H.W. Bush” uçak gemisini göndermeyi planladığına dair haberler sızdı. Bu geminin, halihazırda Doğu Akdeniz’de bulunan “USS Gerald R. Ford” veya “USS Abraham Lincoln” uçak gemilerinden birinin yerini alıp almayacağı ise henüz netleşmedi. Öte yandan, bu iki uçak gemisinden birinde (teknik veya İran’la yaşanan çatışmalar kaynaklı olup olmadığı bilinmeyen) bir arıza yaşandığına dair raporlar da gündemde.

Muhabir Sabbar, ABD’nin Orta Doğu’ya 10 bin ek asker, 5 bin deniz piyadesi ve 2 bin hava indirme birliği göndermeyi değerlendirdiğini, bu durumun Amerikan siyasi çevrelerinde derin endişelere yol açtığını aktarıyor. Kongre’deki Silahlı Hizmetler Komitesi üyeleri, operasyonel ve stratejik hedeflerin belirsizliğinden ve özellikle önleyici füzelerde yaşanabilecek olası mühimmat sıkıntısından duydukları kaygıyı dile getiriyor.

Hedef Buşehr Nükleer Santrali mi?

ABD Dış Politika Konseyi Kıdemli Araştırmacısı Dr. James Robbins, İran’ın enerjiyle bağlantılı tesislerine yönelik olası saldırıların doğası hakkında soruları gündeme getirdi. Robbins, vurulması tartışılan Buşehr tesisinin sadece bir elektrik santrali değil, aynı zamanda bir nükleer tesis olduğunu vurgulayarak, hedeflerin netleştirilmesi gerektiğini belirtti.

Robbins ayrıca ABD ile İsrail arasındaki operasyonel koordinasyona dikkat çekerek, özellikle nükleer tesisler söz konusu olduğunda operasyonların şeklini belirleyecek olanın “hedeflerin doğası” olduğunu ifade etti.

ABD yönetimi, İran içinde çok sayıda noktanın vurulduğunu doğrularken, Trump hala vurulmayı bekleyen 3 binden fazla hedef olduğunu iddia ederek operasyonların süreceği sözünü verdi ve Tahran’ı anlaşmaya yanaşmaya çağırdı. Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için İran’a verdiği sürenin 6 Nisan’a kadar geçerli olduğu biliniyor.

ABD Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ise Amerikan tarafının en belirgin kırmızı çizgilerini; uranyum zenginleştirmenin durdurulması ve mevcut stokların imha edilmesi olarak sıraladı.

İç muhalefet büyüyor: “Tomahawk” stokları eridi

Ekonomik cephede ise piyasalar, özellikle ABD’de artan akaryakıt fiyatlarının yönetim üzerindeki baskıyı artırması nedeniyle gelişmeleri endişeyle izliyor. Trump ise eleştirilere rağmen tabanının desteğini koruduğunu ve bu savaşın “eşi benzeri görülmemiş bir barışa” yol açabileceğini savunuyor. Ancak anketler, Amerikalıların yaklaşık %60’ının bu müdahaleye karşı çıktığını ve olası bir kara harekatına yönelik tepkilerin giderek arttığını gösteriyor.

Cumhuriyetçiler de dahil olmak üzere bazı milletvekilleri, net bir stratejinin olmamasını eleştirirken, Senatör John McCain gibi isimler (geçmişte yaptığı uyarılara atıfla), Amerikan ekonomisini tüketecek ve uluslararası konumunu zayıflatacak uzun vadeli savaşlardan kaçınılması çağrısında bulunuyor.

Pentagon verileri, savaşın başından bu yana 850’den fazla “Tomahawk” füzesinin kullanıldığını ve özellikle Orta Doğu’daki füze stoklarının endişe verici seviyelere düştüğünü ortaya koyuyor. Savunma Bakanlığı, bu açığı kapatmak için silah üreticileriyle işbirliğini genişletmeye çalışıyor. Aynı zamanda, ABD’nin İran’a odaklanmasının Ukrayna’ya gönderilecek Patriot füzelerinde gecikmelere yol açabileceği endişesi Avrupalı yetkililer tarafından da dile getiriliyor.

Daily Ummah

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir