Yemen’de taraflar arasındaki gerilim, askeri bir müdahaleyle yeni bir boyuta taşındı. Yemen Savunma Bakanlığı, İran’dan gelen bir uçağın inişini engellemek amacıyla Sana Uluslararası Havalimanı’nın pistini hedef aldığını duyurdu. Operasyon öncesinde sivil halka bölgeden uzaklaşmaları yönünde uyarı yapıldığı bildirildi.
Hükümetten sert müdahale: “Egemenlik ihlaline izin yok”
Yemen hükümeti ve Cumhurbaşkanlığı Konseyi, söz konusu uçuşun yasal ve egemenlik sınırlarını hiçe sayan “izinsiz” bir girişim olduğunu savundu. Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, hava sahasının korunması ve yasadışı uçuşların önlenmesi adına bu müdahalenin gerçekleştirildiği belirtildi.
Yemen Savunma Bakanı Tahir el-Akili, hükümetin hava sahası ihlallerine karşı “sabırlarının tükendiğini” belirterek, İran’a ait uçakların Yemen topraklarına izinsiz girişine karşı meşru yöntemlerle karşılık vermeye devam edeceklerini vurguladı. Hükümet, Husileri ülkenin istikrarını bozmak ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2216 sayılı kararı gibi uluslararası metinleri ihlal etmekle suçladı.
Husilerden Suudi Arabistan suçlaması ve tehdit
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree ise olayın ardından yaptığı açıklamada, Sana Havalimanı’na yönelik saldırıdan Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu. Sosyal medya hesabı üzerinden “sert karşılık” tehdidinde bulunan Saree, saldırıyı “yasadışı ve haksız bir saldırganlık” olarak niteledi.
Saldırı anında iniş yapamayan İran uçağının ise rota değiştirerek Yemen’in batısındaki Hudeyde Havalimanı’na iniş yaptığı açıklandı.
Gerilimin arka planı
Yaşanan bu kriz, son dönemde Yemen ile İran arasındaki hava trafiğinin artmasıyla tırmanmıştı. Husilerin, İran’da düzenlenen eski dini lider Ali Hamaney’in cenaze törenine katılan delegasyonlarının geri dönüşü için organize ettiği uçuşlar, Yemen hükümeti ile Tahran arasında diplomatik bir düğüme dönüştü.
Yemen hükümeti, bu uçuşların sadece sivil değil, aynı zamanda askeri uzmanlar ve teknolojik ekipman transferi içerdiğini iddia ederken, Husiler insani gerekçeleri öne sürerek uçuşların devam etmesi gerektiğini savunuyor. 2022’de başlayan ateşkes sürecinin ardından taraflar arasındaki bu “savaşsızlık” dönemi, yaşanan son olaylarla birlikte yerini yeniden ciddi bir güvenlik krizine bırakmış durumda.



