Japonya’nın başkenti Tokyo yakınlarındaki Ichikawa kentinde, Müslümanların onlarca yıldır düzenlediği bayram namazı etkinliği, yerel yönetimin tartışmalı kararıyla engellendi. Ichikawa Belediyesi, daha önce yıllardır herhangi bir sorun yaşanmadan gerçekleştirilen etkinlik için, yerel bir camiye park izni vermedi.
Kararın arkasında yatan temel etkenin, geçtiğimiz sonbaharda aynı parkta düzenlenen bir bayram hutbesinin sosyal medyada hedef gösterilmesi olduğu ortaya çıktı. İslam karşıtı söylemlerle yürütülen dijital kampanyanın ardından, belediyenin “güvenlik endişeleri” bahanesiyle geri adım atması, Japonya’da çok kültürlü yaşamın geleceğine dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.
“Güvenlik” bahanesiyle kısıtlama
Belediyenin ilk tavrı, bayram namazı ve hutbenin tamamen iptal edilmesi yönündeydi. Ancak cami yetkilileriyle yürütülen görüşmeler sonucunda, etkinliğin sadece bir “sosyal toplanma” olarak yapılmasına, ancak park alanında namaz kılınmamasına izin veren bir uzlaşmaya varıldı.
Etkinliği organize eden cami temsilcisi 56 yaşındaki Abdullah Miyazawa, 30 yıldır aynı yerde barışçıl bir şekilde ibadet ettiklerini vurguladı. Mart ayında gerçekleştirilen bayram namazında yaklaşık 200 kişinin katıldığını ve yerel halkla her zaman uyum içinde olduklarını belirten Miyazawa, kararın hukuki ve insani gerekçelerden yoksun olduğunu savundu. Belediye ise, internet üzerinden gelen yoğun tepkiler ve sosyal medyadaki “ırkçı” baskıların yarattığı belirsizlik nedeniyle “güvenlik riski” oluştuğunu ileri sürdü.
Japonya’da Müslümanlara yönelik ayrımcılık artıyor
Bu olay, Japonya’da yaşayan Müslüman azınlığın son yıllarda karşı karşıya kaldığı artan ayrımcılık vakalarının sadece bir örneği olarak görülüyor. Uzmanlar ve insan hakları savunucuları, internet ortamında yayılan “nefret söylemlerinin” somut kısıtlamalara dönüşmesinden endişeli.
-
Dijital Nefret: Sosyal medya üzerinden organize olan grupların, ibadethaneleri ve dini etkinlikleri hedef alması, yerel yönetimler üzerinde siyasi baskı oluşturuyor.
-
Toplumsal Uyum: Onlarca yıldır sorunsuz işleyen toplumsal uyum modellerinin, çevrim içi provokasyonlar nedeniyle bozulmaya uğraması dikkat çekiyor.
Japonya’daki Müslüman toplumu, ibadet haklarının “sosyal bir risk” olarak tanımlanmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, yetkilileri temel hak ve özgürlükleri korumaya çağırıyor. Yaşanan bu gerilim, Japon toplumunda farklı inanç gruplarının bir arada yaşama kültürünün, dijital çağın getirdiği dezenformasyonla nasıl sınandığını gözler önüne seriyor.



