Ne petrol ne koruma: İran savaşının Doğu Asya’ya ağır faturası

ABD'nin askeri varlığını Orta Doğu'ya kaydırması ve enerji krizinin patlak vermesi, Güney Kore ve Japonya ile ittifak ilişkilerini temelinden sarstı.

Ne petrol ne koruma: İran savaşının Doğu Asya'ya ağır faturası
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Amerika Birleşik Devletleri’nin İran ile yürüttüğü askeri çatışma, küresel güçlerin genişleyen güvenlik taahhütleri karşısında sıkça karşılaştığı tarihi açmazı yeniden gündeme taşıdı: Aynı anda birden fazla operasyon sahasında kriz patlak verdiğinde ve askeri kapasite her cepheye yetişemediğinde ne yapılacak? Bu sorunun en sert yansımaları, yaklaşık 54 bin Amerikan askerine ev sahipliği yapan Japonya ile 28 bin 500 askerin bulunduğu Güney Kore’de hissediliyor.

Washington yönetiminin USS George Washington uçak gemisini ve Güney Kore’deki THAAD hava savunma bataryasını Orta Doğu’ya kaydırması, Seul ile amfibi çıkarma tatbikatlarını iptal etmesi ve ortak savunma tatbikatlarının süresini kısaltması; Asya’daki müttefiklerin güvenliğini doğrudan zaafa uğrattı. Kuzeyinde nükleer bir güç ve arkasında Rusya ittifakını gören Güney Kore ile Tayvan Boğazı ve Doğu Çin Denizi’nde Pekin baskısını hisseden Japonya; hem güvenlik şemsiyesinin zayıflaması hem de Hürmüz Boğazı gerilimiyle felç olan enerji piyasaları nedeniyle iki yönlü bir krizle yüzleşiyor.

Japonya: Yüzde 94’lük enerji bağımlılığı ve ‘varoluşsal tehdit’

Japonya Anayasası’nın 9. Maddesi’ndeki askeri kısıtlamaları 2014 ve 2022 savunma stratejileriyle esneten, savunma bütçesini GSYİH’nin yüzde 2’sine çıkarma taahhüdü veren Tokyo yönetimi, Başbakan Sanae Takaichi liderliğinde ciddi bir kırılma yaşıyor. Takaichi’nin Tayvan’a yönelik olası bir Çin müdahalesini Japonya için “varoluşsal tehdit” sayacağını açıklaması Pekin ile ilişkileri kopma noktasına getirirken, ABD’nin koruma vaatleri tartışmalı hale geldi:

  • Enerji şoku ve enflasyon: Tükettiği petrolün yüzde 85’ini ithal eden ve bu ithalatın yüzde 94’ünü Orta Doğu’dan karşılayan Japonya’da enflasyon yüzde 7,2’ye fırladı. Katar’ın İran savaşı sonrası mücbir sebep ilan ederek JERA ile olan 27 yıllık LNG sevkiyatını askıya alması krizi derinleştirdi.
  • Mali baskılar ve tahvil krizi: Washington’ın baskısıyla yarı iletken ve yapay zeka alanında 550 milyar dolarlık ABD yatırım paketine onay veren Tokyo, bütçe açıkları ve zayıflayan yen karşısında zorlanıyor. Temmuz 2026’da ABD’nin yene müdahale etmesinin ardında, 1,1 trilyon dolarlık ABD Hazine tahviline sahip Japonya’nın panik satışı yapmasını önleme arzusunun yattığı belirtiliyor.
  • Uçak gemisiz kalan Batı Pasifik: USS George Washington’ın bölgeden ayrılmasıyla birlikte Batı Pasifik, tarihinde ilk kez Amerikan uçak gemisi korumasından mahrum kaldı.

Güney Kore: ‘Askeri vesayet’, THAAD tecrübesi ve Hürmüz çıkmazı

1953 tarihli Karşılıklı Savunma Antlaşması’na dayanan ABD-Güney Kore ittifakında, savaş zamanı operasyonel komutanın (OPCON) hâlâ 4 yıldızlı bir Amerikan generalinde olması Seul’de ciddi bir egemenlik tartışması yaratıyor. 2025’te göreve gelen Devlet Başkanı Lee Jae-myung, savunma bütçesini 44,8 milyar dolara yükseltip GSYİH’nin yüzde 3,5’ine çıkarma sözü verirken, Trump yönetiminin Asya’daki birlikleri Çin’e karşı kullanma planı Seul’ü zor bir tercihe zorluyor:

  • Ekonomik maliyet: ABD gümrük tarifelerini yüzde 15’e indirmek karşılığında 350 milyar dolarlık yatırım ve 100 milyar dolarlık LNG alımı taahhüt eden Seul ekonomisi ağır baskı altında.
  • Hürmüz’e asker gönderme krizi: Washington’ın Hürmüz Boğazı’ndaki askeri operasyonlara destek talebi ve ortak tatbikatların Trump tarafından tek taraflı olarak yarıya indirilmesi, başkentte büyük protestolara yol açtı. İran Dışişleri Bakanlığı’nın Korece yayımladığı tehdit mesajı ve kamuoyunda Vietnam ile 2003 Irak savaşlarının travmasını hatırlatan gösteriler, Seul hükümetini köşeye sıkıştırdı.

Bu gerilimler, nükleer caydırıcılık şemsiyesinin aşınmasıyla birlikte Güney Kore kamuoyunda yerli nükleer cephanelik edinme yönündeki talepleri tarihte hiç olmadığı kadar güçlendirdi.

Üçlü ittifakın geleceği ve demografik kırılganlık

Washington, Tokyo ve Seul’ü Çin’e karşı tek bir savunma ağında birleştirmeye çalışsa da, 1910-1945 Japon işgalinin bıraktığı tarihsel yaralar (zorla çalıştırılan işçiler, “konfor kadınları” ve Dokdo/Takeşima adaları anlaşmazlığı) tam bir askeri entegrasyonu engelliyor. Güney Kore, en büyük ticaret ortağı olan Çin’i doğrudan karşısına almaktan kaçınıyor.

Her iki Asya ülkesi de iç cephede derin bir demografik krizle boğuşuyor. Doğurganlık hızının 1,14’e gerilediği Japonya’da nüfusun yüzyılın ortasına kadar 102 milyona düşmesi beklenirken, Güney Kore’de hızla azalan doğum oranları ordunun asker kaynağını tehdit ediyor. Washington’ın müttefiklerine daha fazla maliyet yükleyip güvenlik garantilerini gevşettiği bir dönemde, Tokyo ve Seul’ün stratejik yalnızlık korkusuyla kendi bağımsız savunma politikalarını oluşturma arayışı hız kazanıyor.

Ne petrol ne koruma: İran savaşının Doğu Asya’ya ağır faturası
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.