Doğu Akdeniz’deki Roma mimarisinin en görkemli mirası kabul edilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi Baalbek Kalesi, İsrail medyasında ve sosyal ağlarında dolaşıma sokulan haritalar ve askeri tünel iddiaları nedeniyle tartışmaların odağına yerleşti. Lübnanlı yetkililer ve arkeologlar, ortaya atılan bu iddiaların iki bin yıllık antik kompleksi hedef alacak askeri saldırılara zemin hazırlamak amacıyla üretildiğini savunuyor.
Arkeologlar: İddiaların bilimsel ve yapısal temeli yok
Lübnan Turizm Sendikaları Birliği iddiaları kesin bir dille reddederek Kültür Bakanlığı’nı UNESCO nezdinde acil diplomatik girişim başlatmaya çağırdı. Tarihçi ve arkeolog Dr. Muhammed Şeref, tapınak alanının altındaki yapay tünel iddialarının hiçbir bilimsel gerçekliğe dayanmadığını açıkladı.
Şeref, bölgede bilinen tek yer altı yapısının Büyük Avlu’nun altında “U” şeklinde uzanan ve Roma mühendisliğinin orijinal bir parçası olan antik tonozlu tünel olduğunu belirtti. Tapınakların devasa taş bloklarının bu tonozlar üzerine oturtulduğunu kaydeden Şeref, tapınak zemininde yeni bir askeri tünel kazmanın statik açıdan imkânsız olduğunu ve bu büyüklükteki bir yapının çöküşüne yol açacağını vurguladı.
Jüpiter ve Bakhus tapınakları tehdit altında
Antik çağda “Heliopolis” (Güneş Şehri) olarak anılan alanda Roma İmparatorluğu’nun en büyük tapınaklarından Jüpiter, Bakhus ve Venüs tapınakları yükseliyor. Yaklaşık 2 bin yıldır ayakta kalan yapının çevresindeki mahalleler geçmişteki bombardımanlar nedeniyle sarsıntılara maruz kalsa da ana tapınak alanı doğrudan vurulmadı.
Uzmanlar, patlamalardan yayılan şok dalgalarının asırlık dev sütunların dengesini bozmasından endişe ederken, asılsız iddiaların sivil ve kültürel varlıkları meşru hedefe dönüştürme taktiği olduğunu belirtiyor.
Uluslararası hukuk ve “Mavi Kalkan” zırhı
Uluslararası hukuk uzmanı Dr. Muhammed Mşeyk, Baalbek’in 1984 yılından bu yana UNESCO koruması altında olduğunu ve 1954 Lahey Sözleşmesi ile 1977 Cenevre Sözleşmesi Ek Protokolü uyarınca dokunulmazlık taşıdığını hatırlattı. Çatışmalarda kültürel mirasın korunmasını simgeleyen “Mavi Kalkan” amblemine sahip alanın kasıtlı olarak hedef alınmasının Roma Statüsü’ne göre doğrudan savaş suçu teşkil edeceği ifade edildi.
İddialar koruma kalkanını düşürür mü?
Hukukçular, tek taraflı iddia ve haritaların tarihi eserlerin hukuki koruma statüsünü ortadan kaldıramayacağını vurguluyor. Olası bir şüphe durumunda sahadaki bağımsız teftişin yalnızca Lübnan devleti, Lübnan ordusu ve UNESCO’nun ortak denetim mekanizmalarıyla yapılabileceği kaydedildi. Binlerce yıllık insanlık mirasının savaş sahasına çekilmesi, Lübnan genelinde derin bir tedirginlik yaratmayı sürdürüyor.






















