İsrail hükümetinin aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich liderliğinde yürütülen sistematik yerleşim politikaları, işgal altındaki Batı Şeria’nın coğrafi ve siyasi yapısını geri dönülemez bir şekilde dönüştürüyor. İsrail medyasında ve insan hakları örgütlerinin raporlarında yer alan bilgilere göre, mevcut hükümet döneminde hız kazanan illegal yerleşim hamleleri, gelecekte kurulması muhtemel bağımsız bir Filistin devletinin toprak bütünlüğünü tamamen ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Smotrich’ten “devrim” itirafı ve Trump planı detayları
İsrail’in /Israel Hayom/ gazetesine konuşan Maliye Bakanı Smotrich, mevcut hükümetin Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim projelerinde adeta bir “devrim” gerçekleştirdiğini öne sürdü. Bölgede yaklaşık 160 yeni “çiftlik yerleşkesi” (tarım karakolu) kurulduğunu ve 100’den fazla yeni yerleşim yerine onay verildiğini belirten Smotrich, “ayrılma yasası” maddelerinin iptal edilmesiyle Batı Şeria’nın kuzeyinde yeniden yapılaşmanın önünün açıldığını aktardı.
Smotrich, bu stratejinin arka planında eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde sunulan “Yüzyılın Anlaşması” haritalarının yattığını itiraf etti. Söz konusu haritaları incelediklerinde Filistinlilerin toprak bütünlüğüne sahip olduğunu, Yahudi yerleşimlerinin ise izole adacıklar gibi kaldığını gördüklerini söyleyen İsrail bakan, mevcut planla bu denklemi tamamen tersine çevirmeyi amaçladıklarını vurguladı. Hedefin, Yahudi yerleşimleri arasında kesintisiz bir coğrafi bağ kurarken, Filistin yerleşim birimlerini birbirinden kopuk gettolara dönüştürmek olduğunu açıkça dile getirdi.
“Seçimlerden önce kalıcı hale getirmek istiyoruz”
Olası bir hükümet değişimi ya da muhalefet liderlerinin (Naftali Bennett ve Gadi Eisenkot gibi) Avrupalı diplomatlarla yürüttüğü iddia edilen siyasi müzakerelerin önünü kesmek istediklerini belirten Smotrich, erken seçim ihtimaline karşı zamanla yarıştıklarını söyledi. Bakan, yasa dışı yapıları hızla resmi statüye kavuşturarak, gelecekte hiçbir hükümetin buraları tahliye edemeyeceği hukuki bir bariyer ördüklerini ifade etti. Smotrich ayrıca, 7 Ekim 2023 sonrası süreçte İsrail kamuoyunda Filistin devletine olan desteğin neredeyse tamamen bittiğini ve konunun artık bir ideoloji değil, “güvenlik” meselesi olarak görüldüğünü iddia etti.
Haaretz: “İki devletli çözüm fiilen toprağa gömülüyor”
İsrail’in köklü gazetelerinden /Haaretz/ ise yayımladığı geniş kapsamlı analizinde, yaşanan sürecin basit bir yerleşim genişlemesi olmadığını, bölgenin haritasını yeniden çizerek iki devletli çözümü tamamen imkansız kılmayı amaçlayan planlı bir devlet projesi olduğunu yazdı.
Raporda öne çıkan çarpıcı veriler şu şekilde:
- Tarihi Rekor: İsrail, 1967’den mevcut hükümetin kuruluşuna kadar geçen yarım asırlık sürede Batı Şeria’da 127 resmi yerleşim yeri inşa etmişken, sadece mevcut hükümet tek başına 103 yeni yerleşim birimine onay verdi.
- Statü Değişikliği: Resmi olarak tanınmaya çok yakın olan 140’ı dahil olmak üzere yaklaşık 300 kaçak boku (karakol) yasallaştırma sürecinde. Böylece Batı Şeria’daki toplam işgal noktası sayısı 470’i aşmış durumda.
- İdari Darbe: Savunma Bakanlığı bünyesinde Smotrich’e geniş yetkiler verilerek C Bölgesi’ndeki planlama, inşaat ve sivil idare tamamen onun kontrolüne bırakıldı. Savunma Bakanı’nın inşaat izinlerindeki yetkisinin tırpanlanması, onay süreçlerine eşi benzeri görülmemiş bir hız kazandırdı.
- Konut Patlaması: Geçtiğimiz on yılda sadece 6 yerleşim yeri onay almışken, mevcut hükümet 2025 sonuna kadar önce 40 bin, ardından Smotrich’in güncellemesiyle 60 bin yeni konutun inşasına yeşil ışık yaktı. Bütün bu altyapı ve yol ağları için bütçeden en az 19.8 milyar şikel (yaklaşık 5.3 milyar dolar) kaynak ayrıldı.
Filistinliler 925 kontrol noktasıyla açık hapishanede
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, Batı Şeria genelinde Filistinlilerin hareket özgürlüğünü kısıtlayan tam 925 askeri kontrol noktası bulunuyor. Oslo Anlaşması uyarınca idari olarak bölünmüş olan A, B ve C bölgeleri arasındaki geçişlerin tamamen İsrail kontrolündeki C bölgesine (Batı Şeria’nın %60’ı) bağımlı olması, Filistinlilerin günlük yaşamını felç ediyor.
Ana yolların etrafına yerleştirilen stratejik Yahudi yerleşimleri ve habersizce kapatılan askeri kontrol noktaları, Filistin köylerini dünyadan koparıyor. Vatandaşların işe, hastaneye veya eğitim kurumlarına ulaşması neredeyse imkansız hale gelirken, Filistin nüfusu her geçen gün daha da daralan izole alanlara sıkıştırılıyor.
Uzmanlar uyarıyor: İsrail kendi geleceğini de tehlikeye atıyor
Barış Şimdi (Peace Now) hareketinin yerleşim izleme sorumlusu Hagit Ofran, son üç yılda yaşanan radikal dönüşüme dikkat çekerek, milyarlarca şikel akıtılan bu politikanın sadece Filistinlileri ezmediğini, aynı zamanda İsrail üzerine de devasa bir güvenlik ve siyasi yük bindirdiğini vurguladı.
Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) uzmanları da benzer bir uyarıda bulunarak, kontrolsüz büyüyen yerleşimlerin İsrail ordusunun operasyonel yükünü artırdığını, ülkeyi uluslararası alanda tamamen yalnızlaştırdığını ve diplomatik bir çözüm ihtimalini yok ettiğini belirtiyor. İsrailli uzman Şaul Arieli ise inşaatların bir kısmının henüz prosedür aşamasında olduğunu, ancak zaman geçtikçe siyasi ve askeri geri dönüş maliyetinin katlanarak artacağını ifade ediyor.

