İsrail ile Lübnan arasında uluslararası arabuluculukla yürütülen diplomatik süreçlere rağmen sahada işgal ve gerilim tırmanmaya devam ediyor. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, iki ülke arasında kısa süre önce uzlaşılan çerçeve anlaşmasına tezat oluşturan radikal bir çıkışa imza attı. Lübnan sınır hattında konuşlu askeri birlikleri ziyaret eden Netanyahu, güney Lübnan’daki yapısal varlıklarını koruma noktasında kararlı olduklarını ilan etti.
Anlaşmaya rağmen geri çekilme yok
İsrail Ordu Radyosu ve yerel basında geniş yer bulan video mesajında Netanyahu, Savunma Bakanı Israel Katz ile birlikte güney Lübnan’da işgal altında tutulan ve İsrail tarafından “güvenlik şeridi” olarak adlandırılan tampon bölgeye gerçekleştirdiği denetleme turundan kesitler paylaştı.
Netanyahu, Washington idaresinin ara buluculuğunda 26 Haziran’da imzalanan ve iki pilot bölgeden kademeli olarak İsrail askerlerinin çekilmesini öngören “Çerçeve Anlaşması” hükümlerini hiçe sayan ifadeler kullandı. İşgal ordusunun bölgedeki kalıcılığına dikkat çeken İsrail Başbakanı, sahada şu mesajı verdi:
“Hizbullah burada varlığını sürdürdüğü ve bizi tehdit ettiği müddetçe biz de burada kalmaya devam edeceğiz. Cephedeki savaşçılarımıza talimatımız nettir: Bir tehdit sezdiğiniz an beklemeyin, derhal harekete geçin. Öncelikle kendi can güvenliğinizi koruyun.”
“Lübnan’ı içeriden kuşatacak formül geliştiriyoruz”
Hükümetin bölge haritasını kendi stratejik çıkarlarına göre revize ettiğini belirten Netanyahu; uluslararası güçlerin konuşlandırılması, tarafsız idari kantonların kurulması ve Lübnan hükümetine bağlı resmi unsurların hareket kabiliyetinin kısıtlanması gibi formüller üzerinde çalıştıklarını ima etti. Bu hamlelerin, askeri olarak tam anlamıyla boyun eğdirilemeyen güney Lübnan direniş hattını idari ve lojistik yöntemlerle sınırlandırma amacı taşıdığı belirtiliyor.
26 yılın en büyük coğrafi işgali sürüyor
Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın resmi verilerine göre, İsrail’in 2 Mart tarihinden bu yana Lübnan topraklarına yönelik sürdürdüğü yoğun askeri operasyonlar ve hava bombardımanlarında can kaybı 4278’e, yaralı sayısı ise 12 bin 196’ya ulaştı. Bombardımanlar nedeniyle 1 milyondan fazla Lübnanlı sivil evlerini terk ederek mülteci konumuna düştü.
Askeri uzmanlar, İsrail kara unsurlarının Lübnan sınırından içeriye doğru yer yer 10 kilometreyi aşan bir derinliğe ulaştığını rapor ediyor. Bu durum, Tel Aviv yönetiminin güney Lübnan’dan çekildiği 2000 yılından bu yana gerçekleştirdiği en büyük sınır ihlali ve toprak işgali olarak kabul ediliyor. Muhtemel bir diplomatik çözümün, İsrail’in sahadaki bu fiili kazanımlarından vazgeçmeyeceğini açıklaması sebebiyle çıkmaza girdiği değerlendiriliyor.

