Burkina Faso yönetimi, Avrupa Birliği (AB) temsilciliğinde görevli iki yetkiliyi “persona non grata” (istenmeyen kişi) ilan ederek ülkeden ayrılmaları için 72 saat süre tanıdı. Sınır dışı edilen isimler arasında AB misyon başkan yardımcısı ile aynı kurumda görevli bir program sorumlusu yer alıyor.
Karar, Burkina Faso ile Brüksel arasındaki ilişkilerin son dönemde ciddi bir gerilime sahne olduğu bir süreçte geldi. Yetkililerin isimleri ve sınır dışı edilmelerine dair spesifik gerekçeler resmi makamlarca detaylandırılmazken, adımın siyasi bir misilleme olduğu değerlendiriliyor.
Avrupa Parlamentosu kararı süreci tetikledi
Bu gerginliğin arka planında, Avrupa Parlamentosu’nun 18 Haziran tarihinde kabul ettiği “Burkina Faso’da sivil alanın bastırılması ve temel özgürlüklerin kısıtlanması” başlıklı rapor yatıyor. Söz konusu raporda, ülkede yaşandığı iddia edilen insan hakları ihlallerine karşı bağımsız soruşturma yürütülmesi çağrısında bulunulmuştu.
Ouagadougou yönetimi ise bu raporu “düşmanca” ve ülkenin iç işlerine yönelik bir “müdahale” olarak nitelendirdi. Burkina Faso Dışişleri Bakanı Karamoko Jean-Marie Traoré, konuya ilişkin tepkisini sert bir dille dile getirerek, Avrupa Parlamentosu’nun tutumunu “yeni sömürgeci bir söylem” olarak tanımlamıştı.
“Kararın hiçbir temeli yok”
Brüksel kanadından gelen ilk tepkilerde, Burkina Faso’nun bu hamlesine yönelik ciddi bir rahatsızlık hakim. Bir AB sözcüsü, kararın “hiçbir temeli olmadığını” belirterek, durumun dikkatle değerlendirildiğini ve atılacak adımların bu incelemenin ardından netleşeceğini ifade etti.
Burkina Faso’nun son dönemde Fransa ile diplomatik ilişkilerini kesmesi ve egemenlik vurgusunu ön plana çıkaran dış politika adımları, ülkenin Batılı kurumlarla olan ilişkilerindeki soğuk dönemin devam edeceğine işaret ediyor. Avrupa Birliği’nin bölgedeki varlığı ve diplomatik misyonlarının geleceği, iki taraf arasındaki bu sertleşen söylem nedeniyle büyük bir belirsizliğin içine girmiş durumda.



