Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliği ve bölgedeki son gelişmeleri ele almak amacıyla video konferans yöntemiyle istişare toplantısı gerçekleştirdi. Görüşmeye Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani de katıldı.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, toplantıda bölgede devam eden müzakereler ile gerilimi düşürmeye ve bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik diplomatik temasların değerlendirildiği belirtildi.
Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliği mesaisi
Toplantıda, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün korunması ve gemi geçişlerinin güvenliği konuları ön plana çıktı. Bakanlar, Basra Körfezi’ne kıyısı bulunan tüm ülkelerin egemenlik haklarının yanı sıra uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde ticaret ve tedarik akışının kesintisiz sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.
Görüşmede öne çıkan temel başlıklar şunlar oldu:
-
Siyasi ve diplomatik çözüm yollarına öncelik verilmesi,
-
Güven ortamını yeniden tesis edecek adımların atılması,
-
Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş haklarının uluslararası hukuka uygun şekilde garanti altına alınması.
Bu temasların yanı sıra, Umman Sultanlığı’ndan bir diplomatik heyetin geçtiğimiz hafta Tahran’ı ziyaret ederek İranlı yetkililerle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini düzenleyecek ortak bir mekanizma kurulmasını görüştüğü bildirildi.
Bölgesel tırmanış ve BM Güvenlik Konseyi çağrısı
Körfez hattındaki bu hareketlilik, ABD ile İran arasında 28 Şubat’ta başlayan ve son günlerde yeniden tırmanan askeri gerilimin gölgesinde gerçekleşiyor. İran, bölgedeki ABD üslerini hedef aldığını öne sürse de füze ve İHA saldırıları Körfez ülkeleri ile Ürdün’deki enerji tesisleri, su arıtma santralleri, liman ve havalimanı gibi kritik sivil altyapıları da etkiliyor.
Saldırıların tırmanması üzerine KİK ülkeleri ve Ürdün, geçtiğimiz perşembe günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) başvurarak İran saldırılarının derhal durdurulmasını talep etmişti. Ülkeler ayrıca BMGK’dan meşru müdafaa haklarının tanınmasını ve sistematik saldırıların sürmesi halinde ilave tedbirlerin yürürlüğe konulmasını istemişti.



