Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında aylardır tırmanan gerilimde Hürmüz Boğazı ve nükleer müzakereler ekseninde yeni bir karşılıklı restleşme yaşanıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Tahran yönetiminin stratejik Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü tamamen kaybettiğini ve İran ekonomisinin benzeri az görülmüş bir çöküş sürecine girdiğini savundu. Tahran cephesi ise ekonomik direnci artırma kararlılığını vurgulayarak zenginleştirme hakkından kesinlikle vazgeçmeyeceklerini duyurdu.
Atina ziyareti sırasında açıklamalarda bulunan Rubio, boğazdan geçen petrol akışının çatışma öncesi seviyelere yaklaştığını belirterek bu durumun İran’ın kontrolü yitirdiğinin kanıtı olduğunu öne sürdü. Rubio ayrıca, Tahran ile olası bir uzlaşmanın ancak nükleer silaha erişimi tamamen engelleyecek şartlarla mümkün olacağını dile getirdi. Bu çıkış, ABD Başkanı Donald Trump’ın “İran’da başladığımız işi bitirmeliyiz; bunu iyi yoldan mı yoksa diğer yoldan mı yapacağımızı değerlendiriyoruz” şeklindeki açıklamasının hemen ardından geldi.
Hürmüz Boğazı’nda kontrol tartışması ve abluka
The Wall Street Journal’ın gemi takip verilerine dayandırdığı bilgilere göre, geçtiğimiz temmuz ayından bu yana hiçbir İran ham petrol tankerinin ABD abluka hattını aşamadığı belirtiliyor.
Tahran yönetimi ise boğazdaki duruma dair ABD merkezli değerlendirmelere itiraz ediyor. İran Devrim Muhafızları Komutanı Danışmanı Muhammed Rıza Nakdi, Hürmüz Boğazı’ndaki kayalık alanların patlatılmasıyla açılan ve küçük teknelerin petrol kaçakçılığı için kullandığı yasa dışı koridorların yakında kapatılacağını bildirdi.
İsrail Güvenlik Kabinesi’ne sunulan askeri istihbarat raporlarında da ABD’nin hava ve deniz ablukasının sahada sonuç verdiği, boğazdaki denetim kabiliyetinin Tahran aleyhine gerilediği iddia edilirken; ekonomik sıkışıklığın İran’ı yanlış hesaplar üzerinden yeni füze saldırılarına itebileceği yönündeki endişelere yer verildi.
Nükleer programda uranyum zenginleştirme kırmızı çizgisi
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in iki ülke arasındaki savaşın sonlanması için İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesinde kapsamlı bir kesintiye gitmesi gerektiği yönündeki sözlerine Tahran’dan doğrudan yanıt geldi. Üst düzey bir İranlı yetkili, nükleer zenginleştirme hakkının tanınmasının kırmızı çizgileri olduğunu, bu haktan asla vazgeçmeyeceklerini ancak teknik detayların daha sonra müzakere edilebileceğini vurguladı. Yetkili, müzakerelerin ilerlemesi için öncelikle Washington’ın Tahran’ın taleplerini karşılaması gerektiğini belirtti.
Tahran: Ekonomik direnç ve uzun süreli savaş hazırlığı
ABD’nin askeri ve ekonomik baskısına karşı İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Washington’ın askeri yollarla sonuç alamayacağını gördüğü için ekonomik baskıya ve iç güvenliği sarsmaya yöneldiğini savundu. Kalibaf, ülkenin temel önceliğinin ekonomik dayanıklılığı tahkim etmek ve kamu güvenliğini korumak olduğunu dile getirdi.
Devrim Muhafızları Komutan Yardımcısı Mustafa İzidi ise düşmanın rejimi çökertme planlarının boşa çıktığını ifade etti. İran’ın uzun soluklu bir savaşı yürütebilecek askeri teçhizata sahip olduğunu hatırlatan askeri yetkililer, gerek görülmesi halinde her türlü tehdide karşı önleyici operasyonlar düzenleme seçeneğinin masada tutulduğunu aktardı.



















