İşgal altındaki Batı Şeria’da Yahudi yerleşimcilerin Filistinli sivillere yönelik tırmanan şiddeti, İsrail güvenlik bürokrasisi ve siyasetinde büyük bir tartışma başlattı. Nablus’un güneyindeki Kusra köyünde üç Filistinli ailenin evlerinin yerleşimciler tarafından günlerdir kuşatma altında tutulması, ordunun ve hükümetin “Yahudi terörüne” göz yumduğu eleştirilerini zirveye taşıdı.
Nablus kırsalındaki Kusra köyünde yaklaşık 200 radikal yerleşimci, yolları taşlarla kapatıp çadırlar kurarak Filistinli ailelerin temel ihtiyaçlarına erişimini engelledi. Evlerinde mahsur kalan siviller, yapılan bu eylemlerin kendilerini zorla yerlerinden etmeyi ve mülklerine el koymayı hedeflediğini vurguluyor.
300’den fazla yedek askerden bildiri
İsrail basınından Yedioth Ahronoth’un haberine göre, 300’den fazla yedek asker Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’e “Yahudi Terörüne Karşı Yedek Askerler” başlıklı bir bildiri sundu. 7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’da yüzlerce gün görev yaptıklarını belirten askerler, ordu komutasının kendilerini sahada yalnız bıraktığını ve aşırı sağcı şiddeti engellemek için gerekli yetkiyi vermediğini ifade etti.
Askerlerin Bildirisinden: “Bizlerden sürekli çıkan yangınları söndürmemiz isteniyor ancak kimse bu milliyetçi terörün liderlerini durdurmuyor. Komuta kademesinin basiretsizliği ve faillere verilen siyasi destek, biz askerlerin can güvenliğini doğrudan tehlikeye atıyor.”
Muhalefet ve basından sert tepkiler
Demokratlar Partisi Milletvekili Gilad Kariv, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ordu birliklerinin yerleşimci çetelerine göz yummasını kınadı. Kusra köyünde konuşlanan askeri birliklerin yerleşimcilerin emirleri ihlal etmesine ve yolları kapatmasına müdahale etmediğini belirten Kariv, “Bu çetelere karşı göz yummaktan vazgeçin ve kontrolü yeniden elinize alın” çağrısında bulundu.
Haaretz gazetesi askeri analisti Amos Harel ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun 27 Ekim 2026’da yapılması planlanan genel seçimler öncesinde Batı Şeria’da gerilimi tırmandırmayı siyasi bir strateji olarak gördüğünü öne sürdü. Harel, ordu ve polis kuvvetlerinin Batı Şeria’da denetimi tamamen kaybettiğini, askerlerin yasaları uygulamak yerine yerleşimcileri koruma ve onlara yardım etme rolü üstlendiğini yazdı.
Washington yönetiminde “Kusra” endişesi
Kusra köyünde yaşanan sivil kuşatması ve İsrail güvenlik kurumlarının müdahalesizliği ABD yönetiminde de ciddi endişe yarattı. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu’nun (KAN) haberine göre, Beyaz Saray yetkilileri olayı yakından takibe aldı. Donald Trump yönetimine yakın isimlerin, İsrail’in şiddet olaylarına karşı adım atmadığı sonucuna varmasının ardından, üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisinin Başbakanlık Ofisi ile iletişime geçerek güvenlik güçlerinin neden müdahale etmediğine dair izahat isteyeceği bildirildi.
Yaklaşık 750 bin Yahudi yerleşimcinin yaşadığı Batı Şeria’da, Filistinli sivillere yönelik saldırıların ve mülk gaspının, bölgenin fiilen ilhak edilmesine zemin hazırladığı ifade ediliyor.



