Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Orta Doğu’daki dengeleri yeniden şekillendirirken Yemen sahasında beklenen büyük hesaplaşmanın dinamiklerini de etkiliyor. Anlaşmanın imzalandığı zaman ve mekân, taşıdığı tarihi ve manevi sembolizmin yanı sıra modern dönemin ilk kapsamlı stratejik İslam ittifakı olma niteliğini taşıyor.
Üç ülkenin dışarıdan gelebilecek doğrudan güvenlik tehditlerine karşı ortak duruş sergilemesini hedefleyen bu pakt, ABD-İran geriliminin sürdüğü ve Yemen’de çatışmaların yeniden alevlendiği kritik bir eşikte yürürlüğe girdi.
Bölgesel gerilim ve Husilerin artan saldırıları
Bölgesel denklemde İran’ın vekili konumundaki yapıları yeniden hareketlendirmesiyle eş zamanlı olarak Husiler, Suudi Arabistan’ın güneyindeki petrol tesislerine ve uluslararası seyrüsefer hatlarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.
Husilerin son dönemdeki askeri hareketliliği şu noktalarda yoğunlaştı:
-
Sınır Ötesi Tehditler: Suudi Arabistan içindeki enerji altyapılarının ve sınır bölgelerinin hedef alınması.
-
Hükümet Kontrolündeki Kentler: Marib ve stratejik Muha Limanı başta olmak üzere meşru hükümetin denetimindeki yerleşim yerlerine yönelik füze ve İHA saldırıları.
-
Ateşkesin Fiilen Çökmesi: Nisan 2022’de kurulan ateşkes zemininin Hudeyde, Taiz, Dali, Marib ve Cevf temas hatlarında tamamen ortadan kalkması.
Riyad yönetiminin tavizsiz duruşu
Husilerin Suudi Arabistan’ı doğrudan muhatap alarak kendi şartlarını dayatma ve meşru Yemen hükümetini devre dışı bırakma çabası Riyad nezdinde karşılık bulmuyor. Suudi Arabistan yönetimi, ülkenin dörtte üçünü kontrol eden uluslararası tanınırlığa sahip Yemen hükümetine verdiği stratejik desteğin kesin ve geri dönülemez olduğunu vurguluyor.
Uzmanlar, Suudi Arabistan’ın kendi savunma kapasitesinin yanı sıra Mekke Anlaşması’nın getirdiği caydırıcılık unsurunun da Husilerin sınır ötesi hesaplarını yeniden gözden geçirmesine yol açacağını değerlendiriyor.
Yemen ordusu sahada teyakkuz halinde
Yemen hükümet güçleri, geride kalan dört yıllık göreceli sessizlik dönemini askeri altyapısını güçlendirmek, tugaylarını modernize etmek ve operasyonel hazırlıklarını tamamlamak için kullandı. Hadramut ve el-Mehra’daki askeri düzenlemelerle sahadaki komuta kontrol yapısını birleştiren ordu birlikleri, olası kapsamlı bir askeri harekât için emir bekliyor.
Yemen sokaklarında ve siyasi çevrelerinde, Husilerin tek taraflı şartları nedeniyle sonuçsuz kalan barış müzakerelerinin artık bir karşılığı kalmadığı, sahadaki kilitlenmenin ancak kapsamlı bir askeri dengelenmeyle aşılabileceği görüşü ağırlık kazanıyor. Mekke İttifakı’nın sağladığı bölgesel güç dengesi ise Yemen’deki krizin geleceğinde belirleyici bir parametre olarak öne çıkıyor.



