Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın Mekke-i Mükerreme’de imzaladığı “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”, bölgesel caydırıcılığı artırmanın yanı sıra devrik rejimin ardından yeniden yapılanma sürecine giren Suriye için de yeni stratejik fırsatlar sunuyor. Üç ülkenin ortak güvenliğini, bölgesel barış ve istikrarı hedefleyen bu adım, Suriye’nin kurumlarını inşa etme ve sığınmacıların geri dönüş sürecine katkı sağlama potansiyeli taşıyor.
Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdülaziz bin Sakr, anlaşmanın tarafı olan Türkiye ve Suudi Arabistan’ın Suriye’nin toprak bütünlüğü, istikrarı, yeniden inşası ve dış müdahalelerin önlenmesi konularında tam bir hedef birliği içinde olduğunu belirtti. Sakr, iki ülkenin Suriye’de olumsuz rol oynayan bölgesel (İran ve İsrail) ile küresel aktörler (ABD ve Rusya) üzerindeki baskılarını koordineli şekilde artırabileceğini vurguladı.
Askeri, güvenlik ve ekonomik destek imkanları
Akademisyen ve siyasi analist Halid Muhammed Batarfi, Mekke Anlaşması’nın savaştan yeni çıkan Suriye’ye çok yönlü katkılar sağlayacağını ifade etti. Batarfi, üç ülkenin Suriye’ye sunabileceği destek alanlarını şu şekilde sıraladı:
-
Askeri ve Güvenlik İş Birliği: Sınır güvenliğinin sağlanması, terör örgütleriyle mücadele, askeri eğitim, istihbarat paylaşımı ve kara, hava, deniz ekipmanları ile silah tedariki.
-
Deniz ve Ticaret Güvenliği: Deniz koridorlarının güvenliği ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede ortak hareket edilmesi.
-
Lojistik ve Altyapı Projeleri: Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’ı bağlayarak Medine ve Basra Körfezi’ne uzanması planlanan demiryolu projesi ile doğalgaz boru hatları ve veri iletim hatları altyapısının kurulması.
ABD güvenlik şemsiyesine olan güvenin azalması
Uzmanlar, Mekke Anlaşması’nın ABD’nin bölgedeki güvenlik şemsiyesine duyulan güvenin azalması sonucu ortaya çıktığına dikkat çekiyor. Orta Doğu güvenlik uzmanı Michael Stephens, Riyad’ın güvenlik ortaklıklarını çeşitlendirme arayışında olduğunu belirterek; bölgede bir tarafta Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan bloğunun, diğer tarafta ise BAE, Hindistan ve İsrail yakınlaşmasının şekillendiğini kaydetti.
Güney Asya Uzmanı Şuja Nawaz ise bu yapının İsrail’e karşı caydırıcı bir güç oluşturacağını savunurken, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan teknik detayların tamamlanmasının ardından Mısır’ın da anlaşmaya katılabileceğini açıkladı. Fidan, anlaşmanın yayılmacı bir amaç taşımadığını, ortak bir tehdit tanımlamadığını ve saldırmadığı sürece İran dâhil hiçbir ülkeyi hedef almadığını vurguladı. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Murat Aslan da Türkiye’nin NATO üyeliği ve askeri kapasitesiyle bu yeni güvenlik mimarisinde kilit bir ortak olduğunu ifade etti.



