İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın, ülkeye yönelik hava saldırıları ve ablukaların ardından Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmak üzere New York’a hareketi Tahran’da derin bir siyasi bölünmeye neden oldu. Reformist ve ılımlı kanat bu teması ambargoları kırmak ve diplomasi kanallarını açmak için stratejik bir fırsat olarak nitelerken, muhafazakar kesimler ise savaşı yürüten ABD’nin ayağına gitmeyi “düşmana zaaf göstermek ve teslimiyet” olarak görüyor.
Ziyaret; ABD Başkanı Donald Trump’ın New York marjında Pezeşkiyan ile görüşmeye açık olduğu yönündeki sinyalleri ve Washington’ın İran heyetindeki basın mensuplarına vize vermeyi reddettiği gergin bir atmosferde gerçekleşiyor.
Muhafazakarlardan sert tepki: “Zaaf sinyali verilemez”
Muhafazakar çevreler ve basın organları, ziyaretin zamanlamasını ve muhtemel sonuçlarını sert sözlerle eleştiriyor. Ülkenin önde gelen yayın organlarından *Novbonyad* gazetesi, Pezeşkiyan’ın daha önceki BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü zirvelerinde sergilediği tutumu hatırlatarak şu eleştirilerde bulundu:
“Petrol fiyatlarının 100 doları aştığı ve Yemen’de Babülmendep Boğazı’nda kontrolün sağlandığı bir dönemde Cumhurbaşkanı’nın New York’a giderek ABD’ye tavizkar bir mesaj vermesi kabul edilemez. Şanghay zirvesinde Trump’ın yırttığı İslamabad mutabakatına dönmeye hazır olunduğunu söylemek stratejik bir hataydı; New York bu yanlışın tekrarlandığı bir kürsü olmamalıdır.”
Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Fuad İzedi ise hava saldırılarında hayatını kaybeden sivilleri ve suikasta uğrayan üst düzey yetkilileri hatırlatarak; “Düşman bu geziyi Tahran’ın anlaşmaya muhtaç olduğu ve geri adım atacağı şeklinde okuyacaktır. Beyaz Saray petrol fiyatlarını dizginlemek için bu temasa zemin hazırlıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Ilımlı kanat: “Kürsüyü boş bırakmak tecrit demektir”
Ziyareti savunan reformist kanat ve diplomasi uzmanları ise BM kürsüsünün Tahran’ın sesini duyurabileceği en etkili mecra olduğunu belirtiyor:
- Diplomatik fırsat: *Arman-e Emroz* gazetesi, zirvenin Avrupalı ve Arap ülkelerle ilişkileri onarmak ve arka kapı diplomasisiyle ambargoları hafifletmek adına eşsiz bir zemin sunduğunu vurguladı.
- Alan açmama zorunluluğu: Dış politika uzmanı Rahman Kahramanpur, uluslararası arenadan çekilmenin doğrudan Amerikan tezlerine alan açacağını belirterek; “Siz masada yoksanız, başkaları sizin adınıza konuşur ve kendi anlatısını dayatır” dedi.
- Halkın beklentisi: Başkent sokaklarındaki vatandaşlar arasında da derin bir kutuplaşma görülüyor; bazı siviller ekonomik abluka ve savaş tehdidinin kalkması için görüşmeleri desteklerken, bazıları ise temasları güvenlik riski ve taviz olarak nitelendiriyor.
Medyaya vize engeli ve “algı savaşı”
ABD yönetiminin Pezeşkiyan’a eşlik edecek İranlı gazetecilere vize vermemesi tartışmaları daha da alevlendirdi. Siyasi analist Afife Abidi, Washington’ın savaşı meşrulaştırma ve uluslararası algıyı tekeline alma gayreti içinde olduğunu söyledi.
Abidi, “İran heyetinin hareket alanını kısıtlamak ve basın mensuplarını engellemek, savaşın hukuksuzluğunu, düzenlenen suikastları ve sivil kayıpları Amerikan kamuoyuna doğrudan duyurmasını engelleme çabasının bir parçasıdır” ifadelerini kullandı. Pezeşkiyan’ın BM Genel Kurulu’nda yapacağı konuşmanın tonu, Tahran ile Washington arasındaki krizin seyrini doğrudan belirleyecek.







