İsrail ordusunun Suriye’nin İdlib iline bağlı Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği hava saldırısı, sahadaki güç dengelerinin sınırlarını yeniden tartışmaya açtı. Yıllardır atıl durumda olan ve operasyonel uçuşlara kapalı tutulan tesisin vurulması, askeri bir hamleden ziyade “yeni Suriye”nin askeri kapasitesine ve Türkiye’nin bölgedeki varlığına doğrudan verilmiş bir mesaj olarak değerlendiriliyor.
Saldırının Türkiye sınırına yalnızca 70 kilometre mesafede gerçekleşmesi ve Türk askeri heyetinin üssü ziyaret ettiği iddialarının hemen ardından gelmesi, operasyonun zamanlaması ile hedeflerini öne çıkarıyor.
Saldırının perde arkası ve ‘statüko’ hamlesi
Tel Aviv yönetimi, Ebu Zuhur’daki hareketliliği Türk hava unsurlarının bölgeye konuşlanma hazırlığı ve İsrail Hava Kuvvetleri’nin hareket alanının daraltılması riski olarak yorumladı. Bu çerçevede İsrail’in temel stratejisinin, sahadaki askeri işbirlikleri fiili bir duruma dönüşmeden önce önleyici vuruşlarla engellemek olduğu görülüyor.
Uzman analizlerine göre saldırının taşıdığı kritik boyutlar şunlardan oluşuyor:
-
Harekât alanının kuzeye kayması: Operasyonların Türkiye sınır hattına ve temas noktalarına yakın bölgelere taşınması.
-
Caydırıcılık mesajı: Şam yönetiminin savunma kapasitesini yeniden inşa etmesini engellemek ve hava sahasındaki serbestiyeti korumak.
-
Bölgesel denklem: Suriye’nin zayıf ve parçalı bir güvenlik yapısında tutularak toparlanmasının geciktirilmesi.
Ankara ve Şam hattında pragmatik diplomasi
Şam yönetimi, Baas rejiminin çöküşünün ardından uluslararası alanda yeniden yapılanma ve istikrar arayışını sürdürüyor. İsrail’in artan hava akınları ve kara sızmalarına karşı Şam, diplomatik kanalları açık tutmayı ve çatışmaya doğrudan sürüklenmemeyi hedefleyen bir politika izliyor. Ancak Suriye makamları, egemenlik haklarından taviz vermeyeceklerini ve Türkiye başta olmak üzere bölge ülkeleriyle işbirliğini sürdüreceklerini vurguluyor.
Türkiye ise saldırıyı ulusal güvenliğe yönelik bir tehdit ve uluslararası hukukun ihlali olarak tanımlayarak sert tepki gösterdi. Ankara, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve istikrarını destekleme kararlılığını yinelerken, iki ülke arasındaki askeri ve lojistik işbirliğinin kesintiye uğramayacağını bildirdi.
Washington’ın endişesi: Doğrudan temas riski
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, saldırıyı “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirerek iki müttefik ülke olan Türkiye ile İsrail’in Suriye sahasında karşı karşıya gelme ihtimaline karşı uyarılarda bulundu.
Her ne kadar taraflar arasında doğrudan bir sıcak çatışma maliyetli bir seçenek olarak görülse de sahadaki askeri hareketlilik ve “kırmızı çizgi” mesajları, Suriye üzerindeki bölgesel güç mücadelesinin önümüzdeki dönemde daha hassas bir zeminde ilerleyeceğini gösteriyor.



