Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinden biri olan Suudi Arabistan, nükleer enerji alanındaki sivil programını kararlılıkla sürdürüyor. New York Times’da yazar Zain Irwin imzasıyla yayımlanan bir rapora göre, ülkenin bu hamlesi yalnızca ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda uzun vadeli stratejik bir dönüşümün parçası. Amerika Birleşik Devletleri ile yürütülen ve uranyum zenginleştirme programına zemin hazırlayan anlaşmalar ise Orta Doğu’da nükleer bir silahlanma yarışına dair eski endişeleri yeniden alevlendirmiş durumda.
Vizyon 2030 ve ekonomik çeşitlilik hedefi
Suudi Arabistan’ın nükleer alandaki ambisyonları onlarca yıllık geçmişe dayanıyor. Ancak bu stratejinin merkezinde, ülkeyi petrole bağımlılıktan kurtarmayı amaçlayan “Vizyon 2030” projesi yer alıyor. 2022 yılında petrolün gayri safi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğu göz önüne alındığında, Riyad yönetimi ekonomiyi çeşitlendirmeyi hayati bir zorunluluk olarak görüyor.
Ülke genelinde inşa edilen Fütüristik şehirler ve yapay zeka odaklı devasa veri merkezleri, muazzam miktarda enerji tüketimini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, geleceğin teknoloji altyapısını beslemek için fosil yakıtların ötesinde kesintisiz enerji kaynaklarına ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor. Ayrıca Körfez bölgesindeki son jeopolitik çalkantılar ve Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat riskleri, yalnızca petrole dayalı bir ekonomik yapının ne denli kırılgan olabileceğini net bir şekilde gösterdi.
Küresel konum ve yenilenebilir enerji dengesi
Chatham House Orta Doğu enerji politikaları uzmanı Neil Quilliam, genç Suudi liderliğinin ABD’nin bölgedeki jeopolitik rolüne uzun vadede güvenmeye devam ettiğini belirtiyor. Sivil nükleer program, Riyad’ın uluslararası alandaki diplomatik ağırlığını artırırken Washington ile stratejik ortaklığını da derinleştiriyor.
Suudi Arabistan her ne kadar 2030 yılına kadar elektriğinin yarısını yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedeflese de, güneş ve rüzgar enerjisi şu an için toplam üretimin yüzde 1’inden daha azını oluşturuyor. Bu durum, nükleer enerjiyi ülkenin enerji geçiş sürecinde ve fosil yakıt bağımlılığını azaltma stratejisinde vazgeçilmez bir alternatif haline getiriyor.



