Güney Lübnan köylerine giden yollarda savaşın yıkıcı izleri hayatın önüne geçiyor: Çatısı çökmüş yapılar, gökyüzüne açılan parçalanmış cepheler, kilit vurulmuş dükkanlar ve bombardımana güçlükle direnen hasarlı evler… Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın ölümünün üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, bölge halkının hafızası mekânın somut gerçekliğinden kopamıyor. On yıllar boyunca İsrail ile çatışmanın ve direniş söyleminin simgesi haline gelen liderin fiziki yokluğu; güney köylerinde güvenlik, yeniden imar ve geleceğe dair cevapsız sorularla iç içe geçmiş durumda.
27 Eylül 2024’te Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesinde, Haret Hreik mahallesindeki ana karargaha düzenlenen ve İsrail ordusunun 83 sığınak delici bomba kullandığını açıkladığı saldırıda Nasrallah ile Güney Cephesi Komutanı Ali Karaki dahil çok sayıda üst düzey yetkili hayatını kaybetmişti. 1992’den bu yana örgütü yöneten figürün sahnede olmaması, yalnızca Hizbullah içindeki bir liderlik değişimi olarak kalmayıp bölgenin sosyo-politik dengelerinde derin bir boşluk yarattı.
“Yeri doldurulamadı”: Caydırıcılık algısı ve sahadaki boşluk
Bölge sakinlerinden Muhammed Bitar, Nasrallah’ın ayrılışını herhangi bir siyasi figürün vedası gibi görmediklerini vurguluyor. Bitar’a göre televizyonda yaptığı her konuşma yalnızca tabanına moral aşılamakla kalmıyor, aynı zamanda İsrail’e karşı psikolojik bir caydırıcılık kalkanı oluşturuyordu:
“Ekrana çıktığı an hem halka süreci yöneten bir iradenin varlığını hissettirir hem de karşı tarafa sınır çizerdi. Şimdi o ekran karardı ancak güneydeki bombardıman, keşif uçuşları ve istikrarsızlık sürüyor. Onun yokluğu hafızamızda bir boşluk bıraktı; köylerin ne zaman ayağa kalkacağını ise kimse bilmiyor.”
Bir diğer bölge sakini Meryem Hadduş ise yaşanan psikolojik çöküntüyü “çaresizlik ve hüzün” sözleriyle özetliyor. Nasrallah’ın en zorlu kriz anlarında halkın moral motivasyonunu diri tutan bir dayanak olduğunu ifade eden Hadduş, onun varlığının sınır köylerindeki direniş gücünü doğrudan beslediğini savunuyor.
Karizmatik otoriteden kolektif hafızaya geçiş
Güney Lübnan’da Nasrallah’ın bıraktığı miras, iki yıllık sürecin ardından kişisel bir liderlikten kolektif bir simgeye evrilmiş durumda. Köyüne geri dönmeyi bekleyen Mehdi Haşim, daha önce verilen “tüm yıkılan yerlerin yeniden imar edileceği” vaatlerini hatırlatırken, sahadaki gerçekliğin bu takvimin gerisinde kaldığına işaret ediyor. Güvenlik riskleri nedeniyle yeniden inşanın zamana yayıldığını belirten Haşim, buna rağmen halkın topraklarına dönme kararlılığını koruduğunu aktarıyor.
Hüseyin Haşim ise yaşanan kaybın bir son olmadığını belirterek durumu farklı bir boyuta taşıyor:
“Bizim için yeri çok büyüktü ancak geride bıraktığı etki artık şahısları aştı. Artık her birimiz bir Seyyid gibi bu duruşu sahiplenmek zorundayız. Onu hatırlamak acı veriyor ama aynı zamanda onur ve direnç kaynağı olmaya devam ediyor.”
İki yılın geride kaldığı güney köylerinde Hasan Nasrallah’ın dev posterleri yıkıntıların arasında asılı kalmaya devam ederken; yerel halk, liderin hafızalardaki sembolik ağırlığı ile harabeye dönmüş sokakların gündelik hayatta kalma mücadelesi arasında geleceğini arıyor.

















