Washington ve Tahran hattında yıpratma savaşı
Dünya

Washington ve Tahran hattında yıpratma savaşı

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının 60. gününde, bölgede kırılgan bir ateşkes hakimiyetini korurken, deniz ablukası ve tıkanan müzakereler süreci bir yıpratma savaşına dönüştürdü. Washington’da savaşın meşruiyeti ve ekonomik maliyetleri üzerine tartışmalar alevlenirken, Tahran yönetimi “uzun soluklu direniş” stratejisiyle geri adım atmayacağı mesajını veriyor.

Washington’da siyasi kriz ve anketlerin dili

Savaşın ikinci ayını doldurmasıyla birlikte ABD Başkanı Donald Trump, iç kamuoyunda ciddi bir baskı altına girdi. Yapılan son kamuoyu araştırmaları, Amerikan halkının askeri müdahaleye olan desteğinin hızla eridiğini gösteriyor. Reuters/Ipsos anketine göre katılımcıların yüzde 60’ı savaşa karşı çıkarken, sadece yüzde 26’sı operasyonun maliyetine değdiğini düşünüyor. Özellikle artan yakıt fiyatları, Trump yönetimini yaklaşan seçimler öncesinde zorlu bir sınavla baş başa bırakmış durumda.

Kongre’deki Demokratlar ise Başkan’ın askeri yetkilerini kısıtlamak amacıyla “Savaş Yetkileri Yasası” üzerinden hamlelerini sürdürüyor. Senato Demokrat Azınlık Lideri Chuck Schumer, yönetimin ya Kongre’den resmi yetki alması ya da uygulanabilir bir diplomatik yol haritası sunması gerektiğini açıkladı.

Tahran’ın stratejisi: Zaman ve direniş

İran tarafında ise Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve diğer üst düzey yetkililer, ülkenin iç cephesinde tam bir birlik olduğunu savunarak Washington’ın “iç bölünme” iddialarını yalanlıyor. Tahran, müzakerelerde Pakistanlı arabulucular üzerinden sunduğu kademeli çözüm planında; öncelikle savaşın durdurulmasını ve ablukanın kaldırılmasını, nükleer dosyanın ise en son aşamada ele alınmasını şart koşuyor.

Buna karşın Başkan Trump, nükleer programın tamamen durdurulmasını ve uranyum stoklarının teslimini içeren ağır şartlarından taviz vermiyor. Trump, deniz ablukasını “mükemmel sonuç veren” bir araç olarak tanımlarken, İran ordusu ablukanın devamı halinde Babülmendep Boğazı’nı kapatmak dahil “benzeri görülmemiş” askeri adımlar atabileceği uyarısında bulunuyor.

Diplomasi mi yoksa yeni bir çatışma mı?

İranlı muhafazakar kesim direnişi tek seçenek olarak görürken, reformcu çevreler ekonomik kanamayı durdurmak için diplomasiye öncelik verilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak her iki tarafın da “kırmızı çizgilerinden” ödün vermemesi, krizin yakın gelecekte tam bir çözüme ulaşmasından ziyade düşük yoğunluklu bir gerilim hattında kalacağını işaret ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir