1973’ten bugüne uzanan tartışma: Mısır’ın durdurulan taarruzu

14 Ekim 1973'te Sina geçitlerine yönelik başarısız taarruz kararı, askeri faturası ve siyasi mirasıyla tartışılmaya devam ediyor.

1973'ten bugüne uzanan tartışma: Mısır'ın durdurulan taarruzu

6 Ekim 1973’te Süveyş Kanalı’nı geçerek efsanevi Bar-Lev Hattı’nı yerle bir eden Mısır ordusu, Sina Yarımadası’nda 10-15 kilometre derinliğinde köprübaşları kurarak hava savunma şemsiyesi altında mevzilenmişti. Ancak Mısır siyasi ve askeri liderliği, bu kazanımı nihai hedefe ulaştırmak ve Sina’nın anahtarı sayılan stratejik dağ geçitlerini (Mitla ve Cidi) ele geçirmek amacıyla 14 Ekim şafağında dört koldan ikinci bir taarruz dalgası başlattı.

Kuzeyde 15. Bağımsız Zırhlı Tugay, merkezde 21. Zırhlı Tümen, güneyde ise 11. Mekanize Tugay ile 4. Zırhlı Tümen’e bağlı birliklerin katıldığı bu harekat, cephe hattının aşırı genişliği ve hava savunma şemsiyesinin dışına çıkılması nedeniyle ağır bir yenilgiyle sonuçlandı.

Hava şemsiyesinden çıkış ve Deversoir yarığı

Mısır zırhlılarının koruyucu füze kalkanından uzaklaşması, İsrail Hava Kuvvetleri ve tanksavar birliklerinin açık arazide üstünlük kurmasına zemin hazırladı:

  • Ağır tank kaybı: ABD askeri verilerine göre Mısır ordusu taarruz sırasında yaklaşık 200 tankını kaybetti; en büyük zayiatı Tasa ekseninde savaşan 21. Zırhlı Tümen verdi.
  • Komuta kademesinde kayıplar: Çatışmaların ilk saatlerinde 1. Zırhlı Tugay Komutanı Tevfik Ebu Şadi ile güneyde Mitla boğazına yaklaşan 3. Tugay Komutanı Nureddin Abdülaziz hayatını kaybetti.
  • Karşı harekatın kapısı açıldı: Taarruzun kırılması üzerine İsrail zırhlıları, İkinci ve Üçüncü Mısır orduları arasında yer alan Deversoir bölgesindeki boşluğu (yarığı) kullanarak Süveyş Kanalı’nın batı yakasına geçti ve 3. Ordu’yu kuşatma altına aldı.

Askeri liderler arasında yarım asırlık polemik

14 Ekim taarruzu, Mısır askeri ve siyasi elitleri arasında onlarca yıl sürecek derin bir tarihi tartışmanın fitilini ateşledi.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Korgeneral Saad el-Şazli, harekat planlarının başından itibaren “sınırlı savaş” doktrinine dayandığını, füze şemsiyesi dışına çıkmanın askeri bir intihar olacağını savunarak tüm sorumluluğu dönemin Cumhurbaşkanı Enver Sedat’ın siyasi baskısına bağladı. Şazli’ye göre taarruz kararı, Golan Tepeleri’nde ağır darbe alan ve Şam üzerindeki İsrail baskısını hafifletmek isteyen Suriye’yi rahatlatmak amacıyla verilmiş siyasi bir tavizdi.

Buna karşılık Mısır Harekat Dairesi Başkanı Tümgeneral Muhammed Abdülgani el-Cemsi ve Savunma Bakanı Ahmed İsmail, Sina geçitlerine ilerleme fikrinin hazırlanan harekat planlarının (Granit 2 ve Bedir Planı) organik bir parçası olduğunu savundu. Cemsi, başarısızlığın taarruz fikrinden değil; kanalı geçtikten sonra verilen operasyonel molanın gereğinden uzun tutulması ve İsrail’e toparlanma fırsatı tanınmasından kaynaklandığını öne sürdü.

Askeri moladan onlarca yıllık siyasi molaya

Tarihsel analizler, 14 Ekim başarısızlığının Mısır’ı askeri bir zaferle siyasi masada tam hakimiyet kurma fırsatından mahrum bıraktığını gösteriyor. 3. Ordu’nun kuşatılmasıyla değişen askeri denge, Kahire yönetimini tek taraflı barış arayışına iterek Camp David Anlaşması sürecine kapı araladı.

Sina toprakları daha sonra diplomatik yollarla geri alınsa da 1973 Ekim Savaşı’nda askeri alanda verilen “operasyonel mola”, sonraki on yıllarda Arap dünyasının ortak kalkınma ve Filistin vizyonunda derin bir “siyasi molaya” dönüştü.

1973’ten bugüne uzanan tartışma: Mısır’ın durdurulan taarruzu
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.