İran’da yeni eğitim-öğretim yılı, savaş ortamının ve derinleşen ekonomik krizin gölgesinde açıldı. İran riyalinin döviz karşısında yaşadığı tarihi değer kaybı, benzin zamları ve yaptırımların baskısı, okul masraflarını dar gelirli aileler için karşılanamaz bir yük haline getirdi. Başkent Tahran başta olmak üzere ülke genelindeki kırtasiye pazarlarında alışveriş temposu yerini geçim kaygısına bıraktı.
Yardımcı kaynaklarda yüzde 700’lük rekor artış
Eğitim odaklı yayın yapan Ferhihtegan gazetesinin hazırladığı rapor, maliyetlerdeki tırmanışın boyutlarını ortaya koydu. Verilere göre, üniversiteye giriş sınavlarına hazırlıkta ve savaş koşullarında aksayan derslerin telafisinde kritik öneme sahip yardımcı ders kitaplarının fiyatı son bir yılda yüzde 215, 2024 yılına kıyasla ise yüzde 700 artış gösterdi.
Temel ders kitaplarının tek başına yeterli gelmediği sistemde ek kaynakların lüks tüketim maddesine dönüşmesi, gelir grupları arasındaki makası daha da açtı. Veliler; forma giderleri, artan servis ücretleri ve kırtasiye kalemlerinin katlanması nedeniyle temel ihtiyaçları dahi aşamalı olarak satın almak zorunda kalıyor.
Devlet okullarında kayıt parası şikayetleri
Ekonomik yük yalnızca kırtasiye alışverişiyle sınırlı kalmıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın aksi yöndeki kesin talimatlarına ve yasal yasaklara rağmen, birçok devlet okulunun idari masraflar gerekçesiyle velilerden ek kayıt ve bağış ücreti talep ettiği ifade ediliyor.
Tahran sokaklarında ve cami çevrelerinde ise ihtiyaç sahibi öğrencilerin çanta ve defter ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına sivil toplum kuruluşları ve hayırseverler tarafından bağış kampanyaları düzenleniyor.
“Ekonomik uçurum eğitim uçurumuna dönüşüyor”
Krizin eğitim kalitesi üzerindeki etkilerini değerlendiren İran İslam Muallimleri Derneği Genel Sekreteri Dr. Ferec Kemicani, sürecin kalıcı sosyolojik yaralar açabileceği uyarısında bulundu:
- Sınıfsal ayrışma tehlikesi: Kemicani, “Bir çocuğun nitelikli eğitim alıp alamayacağını ailesinin cüzdanı belirliyorsa, ekonomik uçurum bir süre sonra eğitim uçurumuna, nihayetinde ise kapanmaz bir sosyal sınıflaşmaya evrilir” değerlendirmesini yaptı.
- Erken yaşta iş gücüne katılım riski: Artan maliyetlerin yalnızca okul terkine değil; devamsızlığa, ders başarısında düşüşe ve çocukların erken yaşta iş hayatına sürüklenmesine yol açabileceği vurgulandı.
Uzmanlar, anayasal bir hak olan parasız ve eşit kamu eğitiminin standartlarının korunabilmesi için devletin dar gelirli ailelere yönelik doğrudan eğitim desteklerini ivedilikle hayata geçirmesi gerektiğini belirtiyor.

















