Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2027’de sona erecek görev süresi öncesindeki son Bastille Günü (14 Temmuz) kutlamalarına, askeri güç gösterisiyle damga vurdu. Şanzelize Caddesi’nde gerçekleştirilen geçit töreni, sadece bir kutlama değil, Avrupa’nın “stratejik uyanışı”nın bir simgesi olarak tasarlandı.
Yaklaşık 6700 asker, 98 uçak ve 315 zırhlı aracın katıldığı tören, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en geniş katılımlı askeri gösterilerden biri oldu. Gökyüzünde ilk kez SCALP seyir füzeleri taşıyan savaş uçaklarının uçurulması, Fransa’nın “yeniden silahlanma” ve “her an çatışmaya hazır ordu” vizyonunu gözler önüne serdi.
Ukrayna ile dayanışma: “Coalition of the Willing”
Törenin uluslararası boyutu, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin katılımıyla pekişti. “Gönüllüler Koalisyonu” (Coalition of the Willing) çatısı altında bir araya gelen 35 ülkenin askeri birlikleri, törende yer alarak Ukrayna’ya verilen “stratejik dayanışma” mesajını somutlaştırdı.
Hava savunma ittifakı kuruldu
Geçit töreninden bir gün önce Paris’te bir araya gelen 25 dünya lideri, Ukrayna’ya yönelik desteklerini uzun vadeli bir boyuta taşıma kararı aldı. Zelenski’nin de katılımıyla duyurulan “Hava Savunma Koalisyonu”, Rusya’nın özellikle başkent Kiev ve çevresindeki hava saldırılarına karşı Ukrayna’nın eksiklerini kapatmayı hedefliyor.
Avrupa savunmasında stratejik uyanış
Macron, tören öncesi yaptığı açıklamada Avrupa’nın on yıllardır karşı karşıya kaldığı en ciddi güvenlik tehditleriyle mücadele ettiğini belirtti. ABD’nin (Donald Trump yönetimi altında) öngörülemezliği ve Rusya’nın artan tehditleri, Avrupa’yı kendi savunma kapasitesini güçlendirmeye zorluyor.
Fransa Cumhurbaşkanı, değerleri ve hukukun üstünlüğünü savunmak adına bedel ödemeye hazır olduklarını belirterek şu dikkat çekici ifadeleri kullandı: “Dünyaya mesajımız şudur: Evet, barış hedefimizdir. Evet, özgürlüğü ve hukukun üstünlüğünü seviyoruz ve evet, gerekirse kan dökülmesi pahasına bile olsa bunları savunmak için savaşmaya hazırız.”
Bu tören, sadece bir askeri disiplin gösterisi olarak değil, aynı zamanda Avrupa’nın kendi savunma mimarisini inşa etme ve Rusya’ya karşı “caydırıcılık” kapasitesini artırma çabası olarak uluslararası ilişkiler tarihine geçti.



