Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’taki yirmi yılı aşkın askeri varlığı, muharip güçlerin çekilmesinin tamamlanmasıyla yeni bir döneme girdi. 2003 yılından bu yana doğrudan muharebe operasyonlarından terör örgütü DEAŞ ile mücadeleye ve güvenlik eğitimine kadar uzanan süreç, yerini teknoloji ve istihbarat paylaşımına dayalı yeni bir ortaklık modeline bırakıyor.
2003’ten bugüne 4 kritik aşama
ABD’nin Irak’taki askeri konuşlanması geride kalan yirmi yılda dört ana evreden geçti:
- 2003-2007 (Zirve dönemi): 2003’te 130 bini aşkın askerle başlayan işgal, 2007 yılında 170 bin askere ulaştı. Bağdat’taki Camp Victory, Enbar’daki el-Habbaniye ve Ayn el-Esed ile Kerkük ve Harir üsleri ana operasyon merkezleri oldu.
- 2010-2011 (İlk büyük çekilme): Yaklaşık 90 bin asker ülkeden ayrıldı; konuşlanma Ayn el-Esed, Beled, Taci ve Victory gibi stratejik noktalarla sınırlandırılarak Kuveyt güzergahı üzerinden çekilme sağlandı.
- 2014-2019 (DEAŞ ile mücadele): Terör örgütü DEAŞ’ın yayılması üzerine 5 bini aşkın ABD askeri Irak güvenlik güçlerine destek amacıyla yeniden sahaya döndü; ağırlık Ayn el-Esed, Bağdat lojistik merkezi ve Erbil’deki Harir üssüne verildi.
- 2020-2026 (Kademeli azaltma ve intikal): Asker sayısı önce 3 bine, 2023-2024 döneminde 2 bin 500’e çekildi; Eylül 2024’te varılan mutabakatın ardından muharip misyonun sona ermesiyle sahadaki yabancı askeri personel sayısı sembolik düzeylere indi.
Güvenlik sorumluluğu Irak ordusuna geçti
Askeri ve stratejik güvenlik uzmanlarına göre bu dönüşüm, 2009 tarihli Irak-ABD Stratejik Çerçeve Anlaşması’na dayanan uzun vadeli bir planın parçası olarak ilerledi. Yıllar süren saha eğitimlerinin ardından Irak ordusunun terörle mücadelede edindiği operasyonel yetkinlik, doğrudan muharip desteğe duyulan ihtiyacı sona erdirdi.
Eylül 2024’te alınan nihai kararla birlikte, ülke içindeki operasyonların doğrudan sevk ve idaresi tamamen Irak ulusal güvenlik kurumlarının sorumluluğuna devredildi.
Sınır ötesinden istihbarat ve teknolojik takip
Kara birliklerinin çekilmesi, güvenlik işbirliğinin bittiği anlamına gelmiyor. Yeni doktrin; uydu gözetleme sistemleri, insansız hava araçları (İHA), gelişmiş sinyal istihbaratı ve siber takip mekanizmalarını merkeze alıyor.
Irak sahasından toplanan veriler ile ABD’nin bölge dışındaki radar, analiz ve izleme kabiliyetleri ikili koordinasyon protokolleri çerçevesinde paylaşılmaya devam edecek. Washington yönetimi, sahadaki fiziksel ayak izini en aza indirirken, Bağdat ile ilişkilerini bilgi akışı, teknolojik altyapı ve stratejik ortaklık düzeyinde sürdürecek.

















