7 Ekim 2023 tarihinde başlayan çatışmaların üzerinden geçen üç yıl, uluslararası toplumun İsrail ve Filistin meselesine yaklaşımında köklü bir kırılmaya sahne oldu. Savaşın ilk günlerinde Batılı başkentlerden yükselen koşulsuz dayanışma mesajları, Gazze’de on binlerce sivilin hayatını kaybettiği ve geniş çaplı yıkımın yaşandığı sürecin ardından yerini kitlesel protestolara, uluslararası mahkemelerdeki yargılamalara ve Filistin devletinin resmen tanınmasına bıraktı.
Harp başlangıcında İngiltere Başbakanı Rishi Sunak Tel Aviv’e giderek “Yanınızdayız, kazanmanızı diliyoruz” mesajı verirken, takip eden süreçte Londra yönetiminin resmi olarak Filistin Devleti’ni tanıması, Batı diplomasisindeki zihniyet değişimini gözler önüne seren en somut göstergelerden biri oldu.
Meydanlar ve amfiler ayakta: 45 binden fazla eylem
Kamuoyundaki dönüşüm ilk olarak sokaklara ve üniversite yerleşkelerine yansıdı. Avrupa genelinde 25 ülkedeki yaklaşık 800 şehirde, Filistin’e destek ve savaşa tepki amacıyla 45 binden fazla kitlesel gösteri düzenlendi.
Akademik çevrelerde de benzeri görülmemiş bir hareketlilik yaşandı:
- Kampüs işgalleri: ABD’deki Columbia Üniversitesi’nde başlayan öğrenci çadır nöbetleri ve oturma eylemleri, ülke geneline yayılarak 550’den fazla üniversite protestosuna dönüştü.
- Akademik boykot adımları: Norveç, İspanya ve İtalya’daki bazı üniversiteler, İsrail merkezli kurumlarla yürüttükleri kurumsal iş birliklerini ve ortak projeleri askıya aldı.
- Yatırımların geri çekilmesi: Öğrenci konseyleri ve sivil toplum kuruluşları, üniversite fonlarının İsrail ordusuna ekipman sağlayan şirketlerden çekilmesi yönünde bağlayıcı kararlar aldırdı.
Kamuoyu algısında tarihi düşüş: ABD’de oran yüzde 60
Savaşın uzaması ve insani dramın büyümesi, kamuoyu araştırmalarına da doğrudan yansıdı. İsrail’in en yakın müttefiki konumundaki ABD’de, 2022 yılında yüzde 40 seviyesinde olan İsrail’e yönelik olumsuz bakış açısı, 2025’te yüzde 53’e, 2026 itibarıyla ise yüzde 60’a tırmandı.
Pew Araştırma Merkezi’nin 36 ülkede gerçekleştirdiği küresel ankette, katılımcıların yüzde 67’si İsrail hakkında olumsuz görüş bildirdi. Piers Morgan gibi savaşın başında İsrail tezlerine yakın duran önde gelen Batılı medya figürlerinin dahi Gazze’deki askeri operasyonları açıkça eleştirmesi ve yaşananları bir kıyım olarak nitelendirmesi, kamuoyu vicdanındaki derin yarılmayı ortaya koydu.
157 ülke tanıdı: Diplomasi ve mahkeme cephesi
Siyasi alanda en dikkat çeken gelişme, Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanıyan ülkelerin sayısındaki hızlı artış oldu:
- Diplomatik tanıma: Bugün dünya genelinde Filistin Devleti’ni tanıyan ülke sayısı 157’ye ulaştı. Fransa, Portekiz ve İspanya gibi Avrupa ülkelerinin öncülük ettiği adımlar, meselenin Batı diplomasisinde meşru bir zemine oturmasını sağladı.
- Uluslararası yargı devrede: Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), savaş suçları ve insanlığa karşı suç isnadıyla Başbakan Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında yakalama kararı çıkardı.
- Soykırım davası: Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Güney Afrika’nın açtığı dava kapsamında Gazze’deki sivillerin korunmasına dönük ihtiyati tedbir kararlarına hükmetti.
Silah ambargoları ve devam eden askeri destek
Yükselen tepkiler savunma sanayii iş birliklerine de yansıdı; İspanya silah sevkiyatına tam yasak getirirken, İtalya ve Kanada yeni ihracat lisanslarını dondurdu, İngiltere ise sınırlı kısıtlamalar uyguladı. Ancak bu adımlara rağmen askeri yardımların bütünüyle kesilmediği görülüyor. Yalnızca ABD, savaşın ilk iki yılında İsrail’e 21,7 milyar dolarlık askeri yardım aktardı.
Uluslararası alanda söylem, hukuk ve kamuoyu nezdinde yaşanan bu tarihi dönüşümün sahadaki çatışmaları durdurmaya ve Gazze’deki sivil halkın güvenliğini kalıcı olarak sağlamaya ne zaman yeteceği ise küresel siyasetin en kritik sorusu olmaya devam ediyor.

















