Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) ve İslami Cihad Hareketi, İsrail ordusu ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin işgal altındaki Batı Şeria’da tırmandırdığı saldırılara karşı uyarıda bulundu. İki hareketin üst düzey yöneticileri, Filistin halkının direncini artırmak ve tehlikeli planları boşa çıkarmak amacıyla acil bir “ulusal stratejik birlik” ve ortak eylem programı çağrısında bulundu.
Al Jazeera’ye konuşan yetkililer; Filistin Yönetimi’nin ABD ve Batı’ya bel bağlayan yaklaşımını tamamen terk etmesi ve sahada topyekun direnişin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Hamas: “Hedef demografik yapıyı değiştirmek ve sürgün”
Hamas liderlerinden Mahmud Merdavi, Batı Şeria’da yaşananların Filistin halkının iradesini kırmaya yönelik kapsamlı bir baskı süreci olduğunu belirtti. Merdavi, ev yıkımlarının artık sadece köy ve şehirlerin çeperleriyle sınırlı kalmadığını; Nur Şems, Cenin ve Tulkarem mülteci kamplarında olduğu gibi yerleşim alanlarını tamamen hedef aldığını ifade etti.
İsrail’in temel amacının bölgede bir demografik değişim yaratmak olduğunu vurgulayan Merdavi, şu değerlendirmede bulundu:
“Düşman, Filistin Yönetimi kontrolündeki B ve hatta A bölgelerinde bile evleri yıkarak insanları göçe zorlamayı ve Batı Şeria’daki Filistin varlığını ortadan kaldırmayı hedefliyor. Ancak Filistin halkı zeytin ağaçları gibi köklerine ve toprağına tutunarak bu planları boşa çıkaracaktır.”
İslami Cihad: “Varoluşsal bir tehditle karşı karşıyayız”
İslami Cihad Hareketi Siyasi Büro Üyesi Ali Ebu Şahin ise yerleşim faaliyetlerinin ve saldırıların katlanarak arttığına dikkat çekerek, sürecin Filistin halkının varlığına dönük doğrudan bir tehdit oluşturduğunu söyledi. İsrail’in hem insanı hem de toprağı aynı anda hedef alan yeni bir aşamaya geçtiğini belirten Ebu Şahin, coğrafi ve demografik yapının tamamen değiştirilmek istendiğini kaydetti.
Siyasi çözüm arayışlarına ve Batı’nın vaatlerine tepki gösteren Ebu Şahin, şu ifadeleri kullandı:
“Filistin Yönetimi, dış güçlere ve ABD’ye bel bağlama yanılgısından derhal çıkmalıdır. İsrail artık oslo anlaşmalarındaki A, B veya C bölgesi ayrımlarını tanımamakta, Filistin Yönetimi’nin işlevini fiilen ortadan kaldırmaktadır. Yapılması gereken, asgari müşterekte birleşerek Filistin halkının toprağında kalmasını sağlayacak ortak bir ulusal direniş stratejisi inşa etmektir.”
Ulusal birlik ve Arap dünyasına çağrı
Her iki lider de inşa edilecek güçlü ve birleşik bir Filistin stratejisinin, Arap ve İslam dünyasındaki çekimser tutumu kırabileceğini ve kutsal mekanların korunmasında asgari bir dayanışma zemini yaratacağını belirterek sözlerini tamamladı.



