Hindistan’da Başbakan Narendra Modi liderliğindeki iktidar partisi Bharatiya Janata Partisi’nin (BJP) yönettiği eyaletlerde, yalnızca 45 gün içinde 23 cami, medrese ve bayram namazgahının yıkılması ülkede tansiyonu yükseltti. Yerel yönetimler söz konusu yapıların “kaçak ve izinsiz” olduğunu öne sürerken; insan hakları örgütleri, hukukçular ve Müslüman temsilciler yıkımların neredeyse sadece Müslümanlara ait mülkleri hedef almasına tepki gösteriyor.
“Dozer adaleti” ve seçici yıkım uygulamaları
Yaklaşık 200 milyondan fazla Müslüman nüfusuyla dünyanın en büyük Müslüman azınlığına ev sahipliği yapan ülkede, son dönemdeki yıkım dalgası kamuoyunda “dozer adaleti” (Bulldozer Justice) olarak tanımlanıyor.
Başta Uttar Pradeş ve Gucerat eyaletleri olmak üzere BJP yönetimindeki bölgelerde yürütülen operasyonlar; tebligat yapılmaksızın, itiraz hakkı tanınmadan ve mahkeme süreçleri işletilmeden gece yarısı baskınlarıyla hayata geçiriliyor. Yasal düzenleme iddiasına karşın, aynı bölgelerdeki diğer kaçak yapılara dokunulmaması “seçici ve ayrımcı bir politika” yürütüldüğü eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Müslüman sivil toplum kuruluşları Yüksek Mahkemeye başvurdu
Cemaat-i İslami Hind (Jamaat-e-Islami Hind), Hindistan Ulema Cemiyeti (Jamiat Ulama-e-Hind) ve Sivil Hakları Koruma Derneği (APCR), sistematik hale gelen yıkımların anayasal güvenceleri ihlal ettiği gerekçesiyle Hindistan Yüksek Mahkemesine başvurdu.
Yargıya taşınan talepler şu maddeleri kapsıyor:
Yargı kararı olmaksızın uygulanan keyfi yıkımların derhal durdurulması,
Herhangi bir işlem öncesinde mülk sahiplerine yazılı bildirim ve savunma hakkı tanınması,
Haksız yere yıkılan ibadethane ve eğitim kurumları için tazminat ödenmesi ve yeniden inşa imkânı sağlanması,
Dozerlerin toplu bir cezalandırma aracına dönüştürülmesini engelleyecek yasal çerçevenin netleştirilmesi.
Hukukçular, Hindistan Anayasası’nın 25. maddesindeki din özgürlüğü, 14. maddesindeki kanun önünde eşitlik ve 21. maddesindeki yaşam ile mülkiyet dokunulmazlığı ilkelerinin doğrudan çiğnendiğini savunuyor.
Uluslararası insan hakları örgütlerinden sert eleştiri
Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ve çeşitli insan hakları kuruluşları, dozerlerin Müslüman azınlığa karşı psikolojik bir baskı ve cezalandırma silahı olarak kullanıldığını belirten raporlar yayımladı. Hazırlanan raporlarda, yasa uygulamasının adil ve şeffaf yürütülmediği, tarihi onlarca yılı bulan ibadethanelerin bir gecede yıkılmasının azınlıkların aidiyet ve güvenlik duygusuna ağır zarar verdiği vurgulandı.






















