İbn Haldun’un diğer yüzü: İktidar ve ‘Cah’ hırsı nasıl teoriye dönüştü?

İbn Haldun'un göz ardı edilen 'siyasi dalkavukluk' ve 'cah ekonomisi' teorisi, saray entrikalarıyla dolu hayatından izler taşıyor.

İbn Haldun'un diğer yüzü: İktidar ve 'Cah' hırsı nasıl teoriye dönüştü?

Sosyolojinin ve tarih felsefesinin kurucu isimlerinden kabul edilen İbn Haldun; asabiyet kuramı ve devletlerin döngüsel yükseliş-çöküş tahlilleriyle İslam düşüncesinin merkezinde yer alıyor. Ancak onun düşünce dünyasında en az bu kavramlar kadar belirleyici olan, buna karşın literatürde sıklıkla görmezden gelinen bir başka boyut daha bulunuyor: Siyasi dalkavukluk (et-temellukü’s-siyasi) ve Nüfuz/Makam (Cah) teorisi.

İbn Haldun, iktidara yakın olma arzusunu yalnızca teorik bir mesele olarak ele almakla kalmamış; bizzat kendi hayatını saray çevrelerinde, vezirler ve sultanlar arasında siyasi nüfuz kazanma mücadelesiyle geçirmiştir.

Tunus’tan Şam’a: Saray entrikaları ve hapis yılları

İbn Haldun’un otobiyografik eseri et-Ta’rif‘te aktardığı üzere, kamu görevine 751 (Hicri) yılında Tunus’ta “Alamet Katipliği” ile başladı. Ardından Merini Sultanı Ebu İnan’ın sarayına girerek divan katipliğine yükseldi. Ancak siyasi fırsatları değerlendirme hırsı, Sultan Ebu İnan’a karşı tutuklu Bicaye Emiri ile ittifak kurmasına ve ardından zindana atılmasına yol açtı.

Hayatı boyunca iktidar mücadelelerinde aktif rol oynayan İbn Haldun’un siyasi serüveninde öne çıkan duraklar şunlardır:

‘Cah’ kavramı: Bir geçim ve iktisat modeli

İbn Haldun Mukaddime‘de, toplumdaki refah ve kazancın yalnızca bireysel yetenek ya da zanaatla elde edilemeyeceğini, “Cah” (nüfuz, itibar ve güce yakınlık) mekanizmasının tüm geçim kapılarını belirlediğini savunur.

Ona göre güç sahibi bir otoriteye yaslanmayan tüccar, alim veya zanaatkar, ne kadar bilgili olursa olsun emeğinin karşılığını tam alamaz ve fakirliğe mahkum olur. Bu yapısal gerçeklik nedeniyle İbn Haldun, iktidar sahiplerine boyun eğmeyi ve dalkavukluğu bireysel bir ahlak kusurundan ziyade; hiyerarşik toplum yapısında hayatta kalmanın ve yükselmenin rasyonel bir gerekliliği olarak tanımlar.

Alimlerin fakirliği ve bağımsızlık eleştirisi

İbn Haldun, din alimlerinin, hatiplerin ve fakihlerin genellikle az gelir elde etmesini iki nedene bağlar: Birincisi, sultanların onların hizmetine askeri veya idari sınıflar kadar hayati ihtiyaç duymaması; ikincisi ise alimlerin “kibir ve istiğna” (eyvallahsızlık) göstererek güç sahiplerinin kapısını çalmaktan imtina etmeleridir.

Ona göre devlete ve nüfuz sahiplerine boyun eğmeyi reddeden onurlu duruş, övülecek bir erdemden ziyade kişinin maişetini bozan bir tavırdır. İbn Haldun’un bu analizleri, liyakat yerine sadakatin ve kayırmacılığın kurumsallaştığı patrimonyal devlet yapılarını anlamak açısından günümüzde de çarpıcı bir kaynak olmaya devam ediyor.

İbn Haldun’un diğer yüzü: İktidar ve ‘Cah’ hırsı nasıl teoriye dönüştü?
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.