Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi tarafından silahların devlet kontrolüne alınması için belirlenen 30 Eylül son tarihine iki aydan az bir süre kala, ülkedeki en güçlü yapıların başında gelen Ketaib Hizbullah karara uymayacağını açıkladı. “Direniş silahı” olarak adlandırdıkları askeri kapasiteyi teslim etmeyeceklerini ve cephaneliklerini geliştirmeye devam edeceklerini duyuran örgüt, Bağdat yönetiminin Fesih ve Silahsızlandırma programını zora soktu.
Hükümet, Sadr Hareketi’ne bağlı Seraya es-Selam, Asaib Ehlil Hak ve Ketaib el-İmam Ali gibi Şii Haşdi Şabi gruplarının bir kısmını ikna etmeyi başarsa da Ketaib Hizbullah’ın sert tutumu sürenin uzatılması veya askeri bir kırılma ihtimalini gündeme taşıdı.
Devletleşme süreci ile güvenlik kaygıları karşı karşıya
Analistler, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin silahların devlete devredilmesini hükümet programının merkezine koyduğunu ve uluslararası yaptırımlar ile petrol ihracatı kısıtlamalarından kaçınmak adına bu adımı atmak zorunda olduğunu vurguluyor. Ancak mevcut takvimin karmaşık askeri ve siyasi dengeler karşısında yetersiz kaldığı, sürecin çatışmasız aşılması adına sürenin yıl sonuna kadar uzatılabileceği değerlendiriliyor.
Gruba muhalif analistler ise Irak hava sahasının ihlal edildiği ve dış tehditlerin arttığı bir dönemde silahsızlanma talebinin tek taraflı kalacağı görüşünde. Sınır dışı tehditlere karşı devletin yeterli hava savunma sistemlerine sahip olmadığını belirten uzmanlar, uluslararası koalisyon güçlerinin çekilme belirsizliği sürerken bu kararın uygulanmasının gerçekçi olmadığını savunuyor.
Irak’ı bekleyen olası senaryolar
Siyasi uzmanlar, anayasal mekanizmalar doğrultusunda silahların tek elde toplanmasının devlet otoritesi için kaçınılmaz olduğuna dikkati çekiyor. Grupların hükümet kararlarına tamamen direnmesi durumunda Irak’ın “devlet tanımı” üzerinde derin bir krizle karşı karşıya kalacağı ifade ediliyor.
Gelecek dönemde hükümetin gruplarla pazarlık yürüterek askeri unsurları resmi devlet organlarına entegre etmeye çalışması beklenirken, güven krizinin aşılamaması ve sürecin tıkandığı noktada kararın ertelenmesi en güçlü senaryo olarak öne çıkıyor.



