İran Dışişleri Bakanlığı, Tahran ve Maskat yönetimlerinin Hürmüz Boğazı’nda her iki ülkenin ortak çıkarlarını güvence altına alacak yeni bir seyrüsefer rotası oluşturulması konusunda son aşamaya geldiğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Baghaei, yürütülen ikili müzakerelerde önemli ilerleme kaydedildiğini ve görüşmelerin son turlarına girildiğini belirtti.
Baghaei, hedeflerinin dış müdahalelerle dayatılan ve güvenli olmayan mevcut rotaların ötesine geçmek olduğunu vurgulayarak, Umman Sultanlığı ile yürütülen diplomatik temasların yeni olmadığını ifade etti.
“Hürmüz’de Durum Savaş Öncesine Dönemez”
Bölgedeki durumun savaş öncesi koşullara dönmesinin mümkün olmadığını dile getiren İranlı Sözcü, ABD’nin taahhütlerine uymadığını savundu. ABD’nin belirlenen süre dolmadan ülkesine saldırdığını belirten Baghaei, boğazın seyrüsefere açılması konusu ile Umman ile yürütülen teknik görüşmelerin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Baghaei’nin açıklamalarında öne çıkan başlıklar şunlar oldu:
-
Güvenlik ve Çıkarlar: İran’ın ulusal güvenliği ve çıkarlarının müzakere edilemez olduğunu ve ABD tehditlerinden etkilenmeyeceğini vurguladı.
-
Güney Rotası: ABD’nin bölgedeki bazı aktörlerle oluşturduğu güney rotasının güvenli olmadığını iddia etti.
-
Avrupa’dan Mesajlar: Bazı Avrupa ülkelerinden, İran’a yönelik herhangi bir askeri eyleme dahil olmak istemediklerine dair güvence mesajları aldıklarını bildirdi.
Ortak Yönetim Masada: Müzakerelerin Arka Planı
Tahran ile Maskat arasındaki diploması trafiği, 24 Temmuz’da Ummanlı bir heyetin Tahran’ı ziyaret etmesiyle hız kazanmıştı. İran ile ABD arasındaki ateşkesin sona ermesine ve tırmanan askeri gerilime rağmen Umman’ın arabuluculuk rolü devam etti.
Edinilen bilgilere göre yürütülen son görüşmelerde Umman tarafı, Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin paylaşılmasını içeren bir taslak sundu. Bu öneriye göre:
-
Boğaz sularının yarısının yönetimi İran’a, diğer yarısı ise Umman’a verilecek.
-
Güney seyrüsefer koridoru ise iki ülke tarafından ortak denetim ve gözetim altında tutulacak.
Müzakerelerde sağlanan ilerlemenin, bölgedeki askeri tırmanmayı sınırlama ve geniş çaplı bir çatışma riskini düşürme noktasında kritik bir işlev görmesi bekleniyor.



