ABD’nin Hürmüz Boğazı kıyısındaki stratejik Keşm Adası’na yönelik son hava operasyonu, aylardır süren askeri tıkanıklığın ardından İran ile yürütülen savaşı kritik bir yol ayrımına getirdi. ABD Başkanı Donald Trump operasyonu “savunma amaçlı ve sınırlı” olarak nitelendirse de, ara seçimlerin ardından Washington’ın askeri baskıyı artırabileceğine dair sinyaller çatışmanın seyrine dair belirsizlikleri derinleştirdi.
The Independent gazetesi, Beyaz Saray’ın önündeki seçenekleri ve iç politikada artan ekonomik baskıları değerlendirerek kriz için üç temel senaryoyu gündeme taşıdı:
1. Senaryo: Diplomatik uzlaşma ve anlaşma masası
Tırmanışa rağmen en güçlü çıkış yolu olarak müzakere hattı korunuyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, temasların son derece yoğun sürdüğünü ve Tahran’ın adil bir diplomasiye hazır olduğunu belirtirken; Washington’ın askeri hileye başvurması halinde yanıtın çok daha sert olacağı uyarısında bulundu.
Katar ve bölgesel arabulucuların taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını daraltmaya başladığı bildirilirken, Başkan Yardımcısı JD Vance’in Trump’ın onayıyla İranlı temsilcilerle temas kurduğu iddia ediliyor. ABD içinde akaryakıt zamları ve enflasyonun yarattığı toplumsal hoşnutsuzluğun seçim hezimetiyle birleşmesi, Beyaz Saray’daki ılımlı kanadı savaşı anlaşmayla sonlandırmaya iten en önemli faktör olarak öne çıkıyor.
2. Senaryo: Kapsamlı hava harekatı ve bölgesel savaş riski
İkinci yol, diplomatik tıkanıklık halinde ABD’nin İran’daki askeri üsleri, kritik enerji hatlarını ve nükleer şüphesi taşıyan tesisleri hedef alan geniş çaplı bir bombardıman dalgası başlatması.
Ancak askeri uzmanlar bu seçeneğin son derece maliyetli ve kontrol edilemez sonuçlar doğuracağına dikkat çekiyor. Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması ve Tahran’ın bölgedeki ABD müttefiklerini hedef alması ihtimali küresel petrol arzını felç edebilir. Demokrat Senatör Chris Murphy plana sert tepki göstererek, geniş çaplı bir bombardımanın hedeflere ulaşamayacağını, aksine Ortadoğu’yu içinden çıkılmaz yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek “çılgınca bir hamle” olacağını savundu.
3. Senaryo: Taktik nükleer vuruş iddiası
En radikal ve felaket senaryosu ise muhafazakâr Amerikalı yorumcu Tucker Carlson tarafından ortaya atıldı. Carlson, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yönlendirmesi ve baskısıyla Trump yönetiminin İran’a yönelik sınırlı bir taktik nükleer vuruş yapmaktan yalnızca günler uzakta olabileceğini öne sürdü.
Carlson, bu iddiasını Natanz nükleer tesisinin güneyinde yer alan ve yerin derinliklerine inşa edilen “Külünk Dağı” (Cebelü’l-Fes) tesisinde uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin yeniden başladığı şüphesine dayandırdı. İddiayı destekleyen resmi bir kanıt sunulmasa da, yer altındaki tahkimatları imha etmek için nükleer sığınak delici mühimmatların kullanılabileceği tartışması uluslararası çevrelerde alarm yarattı.
Karar Trump’ın masasında
Ortaya konan senaryolar Beyaz Saray’ı tarihi bir ikilemle yüz yüze bırakıyor: İçerideki ekonomik krizi dindirecek tavizlerle örülü bir barış mutabakatı, küresel enerji piyasalarını ateşe atacak konvansiyonel bir tırmanma ya da tüm sınırları aşacak nükleer bir kumar. Washington’ın önümüzdeki günlerde atacağı adımlar, bölgenin bir ateşkese mi yoksa kontrolü imkansız küresel bir krize mi sürükleneceğini belirleyecek.


















