Yapay zeka sohbet robotlarının dünya genelinde birincil bilgi kaynağı haline gelmesiyle birlikte, algoritmaların sunduğu yanıtları manipüle etmeye yönelik girişimler de gün yüzüne çıkıyor. ABD Adalet Bakanlığı’na sunulan Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası (FARA) belgeleri, İsrail hükümetinin ChatGPT ve Perplexity gibi yapay zeka modellerinin Gazze savaşına dair yanıtlarını etkilemek için özel bir dijital propaganda faaliyeti yürüttüğünü ortaya koydu.
Paravan enstitü ve yönlendirilmiş içerikler
Belgelere göre, Fransa merkezli halkla ilişkiler ajansı Havas Media ve alt yüklenicisi Piro, İsrail hükümetinin reklam ajansı “LaPam” adına “Hannover Kamu Politikaları Enstitüsü” adıyla sahte bir düşünce kuruluşu kurdu. Yaklaşık 100 bin dolarlık bir bütçeyle hayata geçirilen proje kapsamında, yazar ismi taşımayan ve doğrudan yapay zeka algoritmalarının veri tabanına girecek şekilde optimize edilen çok sayıda makale yayımlandı.
Söz konusu içeriklerde “İsrail ordusu dünyanın en ahlaklı ordusu mu?” ve “Gazze’de aç bırakma politikası var mı?” gibi sorulara İsrail ordusunu aklayan ve meşrulaştıran yanıtlar verildi.
Yapay zeka modelleri sahte kaynakları referans aldı
Yapılan bağımsız teknik testler, ChatGPT ve Perplexity gibi popüler yapay zeka araçlarının Gazze, siyonizm ve antisemitizm konularındaki soruları yanıtlarken doğrudan Hannover Enstitüsü’nün içeriklerini kaynak gösterdiğini belirledi. Sistemin, yapay zeka tavsiye motorlarında öne çıkma hizmeti sunan “Res” adlı teknoloji girişimiyle entegre çalıştığı tespit edildi.
Daha önce de Havas ağı ve Clock Tower X şirketiyle bağlantılı 46,5 milyon dolarlık benzer bir yapay zeka manipülasyonu bütçesi belgelere yansımıştı.
Uluslararası tepkiler: “Yapay zekayla imaj aklama”
Skandalın ortaya çıkmasının ardından Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, İsrail’in yapay zekayı kullanarak imaj aklamaya çalıştığını belirterek OpenAI, Perplexity ve Claude gibi platformların bu dezenformasyona karşı nasıl önlem alacağını sorguladı.
Güvenlik ve jeopolitik uzmanları ise bu hamlenin İsrail’in halkla ilişkiler stratejisinde yapısal bir dönüşüme işaret ettiğini, bağımsız görünümlü paravan kurumlar üzerinden dijital bilgi havuzunun kasten zehirlendiğini vurguluyor.



