İsrail basınının önde gelen yayın organlarından Haaretz gazetesinde 44 yıldır ekonomi ve politika yazıları kaleme alan kıdemli gazeteci Nehemia Shtrasler, emekliliğini duyurduğu veda yazısında Başbakan Binyamin Netanyahu’ya yönelik benzeri görülmemiş sertlikte eleştiriler yöneltti. Yazısına son genel seçim gecesinde yaşanan şok ve hayal kırıklığını aktararak başlayan Shtrasler, sandık çıkış anketlerinin ardından ortaya çıkan siyasi tablonun İsrail toplumu adına acı bir gerçeklik olduğunu vurguladı.
Başbakan Netanyahu’nun seçimlerde muhalefetteki Değişim Bloku lideri Gadi Eizenkot’tan daha fazla sandalye elde etmesini şaşkınlıkla karşıladığını belirten yazar, İsrail’in sürüklendiği mevcut kriz ortamında Netanyahu’nun siyaset sahnesinden tamamen silinmesi gerektiğini savundu.
Seçim gecesi yaşanan hayal kırıklığı ve sert suçlamalar
Shtrasler, Başbakan Netanyahu’nun geride bıraktığı siyasi ve askeri mirasa değinerek, yaşanan felaketlerin doğrudan sorumlusu olduğunu ifade etti. Gazeteci; Gazze’deki yönetimin finansman politikalarından 7 Ekim saldırılarına, ülkenin bitmek bilmeyen savaşlar sarmalına sokulmasından rehinelerin kaderine terk edilmesine kadar birçok kritik başlıkta doğrudan hükümeti suçladı.
İsrail’in uluslararası arenada giderek yalnızlaşarak parya bir devlete dönüştüğünü kaydeden Shtrasler, İran’ın nükleer tehdidinin bertaraf edilmesinde de tam bir başarısızlık sergilendiğini yazdı. Muhalefetteki Değişim Bloku’nun Likud tabanını ikna etmekte yetersiz kaldığını vurgulayan tecrübeli gazeteci, Netanyahu’nun ise seçim başarısını “varoluşsal korku” stratejisine borçlu olduğunu öne sürdü.
Korku siyaseti ve savaş senaryoları uyarısı
Netanyahu’nun seçmen tabanını korku iklimiyle konsolide ettiğini belirten Shtrasler, başbakanın toplumu “kendisinin iktidardan düşmesi hâlinde ülkenin ekonomik yaptırımlarla yıkılacağı, ABD’nin savunma kalkanını çekeceği ya da İran’ın nükleer bombayla saldıracağı” yönünde bir tehdit algısına inandırdığını aktardı.
Bütün bu tablonun yanı sıra Netanyahu’nun tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğu sağlayamadığına dikkat çeken yazar, kritik bir tehlikeye işaret etti. Shtrasler, iktidarını korumak ve ulusal kriz gerekçesiyle acil durum hükümeti kurulmasını meşrulaştırmak adına Netanyahu’nun İran ile topyekûn bir savaşı kışkırtabileceği konusunda kamuoyunu uyardı.
44 yıllık gazetecilik serüveni ve serbest piyasa mücadelesi
Veda yazısında mesleki geçmişine de geniş yer ayıran Shtrasler, Haaretz’deki ilk gününü ve dönemin genel yayın yönetmeni Gershom Schocken ile yaptığı mülakatı hatırlattı. 1980’li yılların başında İsrail’in yüksek enflasyon, bütçe açığı ve döviz rezervlerinin tükenme riskiyle karşı karşıya kaldığı hantal ve korumacı ekonomi modeline değinen yazar, o dönemde serbest piyasa ilkelerini savunan öncü isimlerden biri olduğunu belirtti.
Ekonomi editörlüğü döneminde sendikaların, büyük bankaların ve kamu tekellerinin piyasa üzerindeki baskısına karşı mücadele ettiğini hatırlatan Shtrasler; banka yöneticilerinin fahiş emeklilik tazminatlarının açığa çıkarılması, batan bankaların sorumlularının yargılanması ve market raflarına fiyat etiketi koyma zorunluluğunun getirilmesi gibi tüketici hakları mücadelelerine imza attığını ifade etti.
Ekonomiden siyasete: 60 makalelik Netanyahu serisi
Kariyerinin büyük bölümünü İsrail ekonomisinin modernleşme sürecine ayıran Shtrasler, son üç yılda ise kalemini tamamen Netanyahu yönetimine yönelttiğini belirtti. Bu süreçte yazdığı 60 makalelik seride Netanyahu’yu “tarihin en aşağılık adamı” olarak tanımladığını ifade eden yazar, 44 yıllık meslek hayatını noktalamanın vaktinin geldiğini vurguladı.
Shtrasler, yazısının sonunda kendisine uzun yıllar boyunca bağımsız ifade alanı tanıyan Haaretz yönetimine ve kendisini on yıllardır takip eden okuyucularına teşekkür ederek veda etti.


















