Ürdün’ün eski Başbakanı Abdülkerim el-Kibariti, İsrail’in Filistin meselesine yönelik yaklaşımına dair sert uyarılarda bulundu. İsrail siyasetindeki sağ veya sol ayrımının Filistin meselesine bakışı değiştirmediğini belirten Kibariti, tüm İsrail hükümetlerinin temel hedefinin Filistinlileri gönüllü ya da zorunlu yollarla Ürdün’e göç ettirmek olduğunu vurguladı.
“İsrail barışa inanmıyor”
Kibariti, İsrail siyasi yelpazesinde yer alan hiçbir kanadın gerçek anlamda barışa veya bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına inanmadığını ifade etti. Eski Başbakan, “İsrail’in tek bir seçeneği var: Filistinlileri bölgeden tahliye etmek” değerlendirmesinde bulundu.
Ekonomik şantaj ve baskı yöntemleri
İsrail’in Ürdün üzerindeki baskılarını “ekonomik ve siyasi bir kuşatma” olarak niteleyen Kibariti, telaviv yönetiminin iki yönlü bir strateji izlediğini belirtti:
- İkna Yolu: “Ekonomi karşılığında yerleşim” fikri altında milyarlarca dolarlık yardım vaatleri sunarak Ürdün’ün Batı Şeria’dan gelecek Filistinlileri kabul etmesi sağlanmaya çalışılıyor.
- İkrah Yolu: Ürdün içinde ekonomik ve siyasi krizler tetiklenerek krallığın direnci kırılmak isteniyor.
Rıza ve güvenlik uyarısı
Kibariti, bu tür “ekonomi karşılığı göç” projelerine karşı Ürdün yönetimini yüksek dikkat ve teyakkuz çağrısında bulundu. İsrail toplumunda son yıllarda meydana gelen derin dönüşümlerin, barış yanlısı politikaları neredeyse imkansız hale getirdiğini ifade eden eski Başbakan, Yitzhak Rabin’in barışa inanan son İsrail Başbakanı olduğunu ve bu uğurda hayatını kaybettiğini hatırlattı.
İç cephenin önemi
Ürdün’ün ulusal güvenliği için en büyük güvencenin devletin iç dinamiklerini güçlendirmek olduğunu kaydeden Kibariti, hükümet ile toplum arasındaki bağı sağlamlaştırmanın hayati önem taşıdığını belirtti. “Bölgesel krizlerin yoğunlaştığı bu süreçte, dış yardımlara bağımlılığı azaltmak ve kendi kendine yetebilen bir devlet yapısı oluşturmak, Ürdün’ün varlığını koruması için kaçınılmazdır” diyen Kibariti, mevcut İsrail politikalarının bölgeyi istikrar yerine daha büyük bir kaos ve askeri hegemonyaya sürüklediği uyarısında bulundu.



