Lübnan’da fırtına öncesi sessizlik: Asıl büyük savaş henüz başlamadı!

İsrail'in güneydeki yıkımı sürerken Hizbullah yeniden toparlanıyor; Beyrut yönetimi ise iç savaş korkusuyla sıkışmış durumda.

Lübnan'da fırtına öncesi sessizlik: Asıl büyük savaş henüz başlamadı!

İsrail ordusunun stratejik Ali et-Tahir Tepesi’ni kontrol altına alıp tünel ağlarını patlattığını duyurmasının üzerinden haftalar geçmesine rağmen, Lübnan cephesinde beklenen kırılma yaşanmadı. Sahadaki veriler, tek bir mevzinin ele geçirilmesinin savaşı sonlandırmadığını; aksine İsrail’in yıkım faaliyetlerini Litani Nehri’nin kuzeyine doğru genişlettiği, Hizbullah’ın ise askeri kabiliyetlerini yeniden inşa ettiği daha tehlikeli ve kapsamlı bir sürecin kapısını araladığını gösteriyor.

İsrail birlikleri, sınır hattında “Sarı Hat” olarak adlandırdığı bölgeyi insansızlaştırmak amacıyla Mansuri, Hula, Aytarun ve Zevter gibi kasabalarda binlerce evi patlatıp zeytinlikleri sökmeye devam ediyor. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın bizzat ilan ettiği “güvenlik doktrini” uyarınca; Hizbullah Lübnan genelinde tamamen silahsızlandırılana kadar sahil şeridinden Şakif Kalesi ve Şeyh Dağı eteklerine uzanan yaklaşık 700 kilometrekarelik bir güvenlik koridorunun kalıcı olarak elde tutulması hedefleniyor. Bugüne kadar 60’tan fazla köyün tamamen yerle bir edildiği, yüz binlerce sivilin geri dönüşünün engellendiği ifade ediliyor.

Hizbullah sessizliğini koruyor: Çekilme mi, fırtına hazırlığı mı?

İsrail saldırılarına karşı son dönemde sahada doğrudan misilleme yapmayan Hizbullah’ın bu hareketsizliği iki temel senaryoyu beraberinde getiriyor. Birincisi, hareketin artık savaşı sürdüremeyecek noktaya gelip sahneden çekildiği iddiası; ikincisi ise yeni ve kapsamlı bir çatışma dalgası için saflarını tahkim ettiği ve hazırlık yaptığı ihtimali. Bölgesel dinamikler ve sahadaki güvenlik hareketliliği ikinci senaryonun çok daha güçlü olduğunu ortaya koyuyor.

Nitekim Dahr el-Baydar ve Suriye sınırındaki El-Kasr bölgelerinde ordu tarafından ele geçirilen yüzlerce kilogramlık TNT, fünye ve patlayıcı sevkiyatlarının Hizbullah’a ait olduğu parti yetkililerince doğrulandı. Güvenlik kaynakları, örgütün son üç aydır işgal altındaki bölgelerdeki İsrail birliklerini vurmak üzere patlayıcı yüklü insansız hava araçları (İHA) üretimine odaklandığını ve komuta kademesini revize ettiğini aktarıyor. Ayrıca İran’dan aktarılan yaklaşık 200 milyon dolarlık kaynakla yerinden edilen ailelere yönelik geniş çaplı yardım programları devreye sokularak tabanın dağılması önlenmeye çalışılıyor.

Beyrut yönetiminin çaresizliği: Silahsızlanma baskısı ve iç çatışma riski

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam, devleti temsilen güneydeki yerleşimleri ziyaret edip kamu kurumlarının kontrolünü sağlama çabası verirken, Washington ve Tel Aviv’in ağır silahsızlanma baskısıyla karşı karşıya kalıyor. ABD yönetimi, orduya verilecek desteği ve yeniden imar yardımlarını Hizbullah’ın tamamen silahsızlandırılması ve İran etkisinin kırılması şartına bağlıyor.

Cumhurbaşkanı Avn ise ordunun silahı zorla toplamasının ülkeyi kanlı bir iç savaşa ve fitneye sürükleyeceği uyarısında bulunarak diplomasiye zaman tanınmasını istiyor. Florida’da ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) karargâhında yapılan son teknik askeri görüşmelerde İsrail’in Lübnan ordusundan doğrudan koordinasyon ve evleri tek tek arama talep etmesi, Lübnan askeri doktrininde İsrail’in “düşman” tanımlanması sebebiyle müzakereleri kilitliyor.

UNIFIL’in çekilme tarihi yaklaşıyor, bölgesel savaş kapıda

Güneydeki krizi derinleştiren bir diğer kritik eşik ise Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erecek olması. BM Güvenlik Konseyi’nin 2790 sayılı kararı uyarınca 2027 yılı boyunca uluslararası barış gücünün aşamalı olarak çekilmesi öngörülüyor. Yerini alacak alternatif uluslararası bir mekanizma üzerinde mutabakat sağlanamaması, bölgeyi tamamen kontrolsüz bir çatışma sahasına dönüştürme riski taşıyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Tahran yönetimini devirme çağrıları ve Washington’un bölgedeki olası bir hava harekâtına dair basına sızan hazırlıkları, Lübnan’ı bölgesel fırtınanın doğrudan merkezine yerleştiriyor. İsrail basını, Tahran ile yaşanacak geniş çaplı bir çatışmada Hizbullah’ın devreye girmesi durumunda Beyrut ve Trablus limanlarının denizden ablukaya alınmasını ve Sayda ile Nebatiye’ye yönelik kapsamlı kara işgalini öngören savaş senaryolarını tartışıyor. Güney Lübnan’da yaşanan mevcut çatışmalar bir son değil, henüz başlamamış çok daha yıkıcı bir savaşın hazırlık evresi niteliğinde görülüyor.

Lübnan’da fırtına öncesi sessizlik: Asıl büyük savaş henüz başlamadı!
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.