Lübnan hükümeti, ülke sınırları içerisinde yer alan Filistin mülteci kamplarına yönelik politikasında köklü bir değişime gidiyor. On yıllardır yalnızca güvenlik ve silahların kontrolü ekseninde ele alınan kamplar meselesi, bu kez kurumsal bir yönetim modeline kavuşturuluyor. Beyrut yönetimi, devlet otoritesinin sınırlarını, Filistinli mercilerin yetkilerini ve yüz binlerce mültecinin sivil haklarını doğrudan ilgilendiren “Ulusal Kampları Yönetişim Planı” için resmi istişare sürecini başlattı.
Büyükelçi Ramez Dimeşkiye başkanlığındaki Lübnan-Filistin Diyalog Komitesi tarafından hazırlanan kapsamlı taslak; devlet kurumları, Filistinli temsilciler ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) arasındaki yetki karmaşasını gidermeyi hedefliyor.
Lübnan kanunları ve egemenlik vurgusu
İstişare toplantısında konuşan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, mülteci kamplarının istisnasız Lübnan egemenlik sahası içerisinde bulunduğunu ve ülke hukukuna tabi olduğunu vurguladı. Devlet kurumlarının kamplardaki varlığının artık belirgin ve düzenli bir hale gelmesi gerektiğini belirten Selam, sürecin yalnızca bir güvenlik operasyonu olarak görülmemesi gerektiğini kaydetti.
Başbakan Selam, yeni planın hukukun üstünlüğünden kentsel düzenlemeye, sosyal hizmetlerden ekonomik koşullara kadar geniş bir alanı kapsadığını ifade etti. Devlet otoritesinin güçlendirilmesinin UNRWA’nın yerini almak anlamına gelmediğini belirten Selam, uluslararası ajansın yetkilerinin korunacağını, eş zamanlı olarak Filistinli mültecilerin çalışma ve sosyal güvenlik haklarını düzenleyen yeni bir yasa tasarısı üzerinde çalışıldığını dile getirdi.
Filistin Devlet Başkanı’nın Özel Temsilcisi Yasir Abbas ise istişare sürecini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, kampların özgün koşullarına saygı duyulması, ortaklık ilkesinin işletilmesi ve mültecilerin geri dönüş hakkını zedeleyecek kalıcı yerleşim (tavtin) dayatmalarından kaçınılması şartıyla plana katkı sunmaya hazır olduklarını bildirdi.
Planın omurgası: Üç aşamalı yönetim modeli
Hazırlanan yol haritası birbiriyle bağlantılı üç temel ayaktan oluşuyor:
- Güvenlik ve Yargı: Silahların kontrol altına alınması, Lübnan emniyet birimlerinin kamplardaki görünürlüğünün artırılması ve yargı mekanizmasının etkinleştirilmesi.
- Sosyal Haklar ve Yaşam Koşulları: Mültecilerin yasal evrak sorunlarının çözülmesi, insani yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve temel kamu hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması.
- Kurumsal Koordinasyon ve Yetki Paylaşımı: Kampların idaresi için özel bir yönetim organının kurulması, iç güvenlik karakollarının konuşlandırılması ve hesap verebilirlik mekanizmalarının tesis edilmesi.
Planın başlangıçta belirli kamplarda pilot modellerle test edilmesi, ardından kademeli olarak ülke geneline yayılması öngörülüyor.
Haklar ve temsil konusunda soru işaretleri
Lübnan’daki Filistin halkı ve sivil toplum temsilcileri ise plana temkinli bir iyimserlikle yaklaşıyor. Filistin Halk Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve siyasi partiler, sürecin kağıt üzerinde kalan bir vaatler dizisi olmaktan çıkarılıp çalışma ve mülk edinme haklarını güvence altına alan somut yasalara dönüştürülmesini talep ediyor.
Hukuk örgütleri, Lübnan’daki Filistinlilerin yaklaşık yüzde 45’inin kampların dışında yaşadığına dikkat çekerek planın yalnızca kamp sakinleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini savunuyor. Kampların sadece insani bir sığınak değil, “geri dönüş hakkı”nın yaşayan siyasi simgesi olduğunu vurgulayan uzmanlar; UNRWA’nın sağlık ve eğitim hizmetlerinin zayıflatılmaması, mültecilerin üzerindeki idari kısıtlamaların fiilen kaldırılması ve çok taraflı geniş katılımlı bir konferansla ortak mutabakat sağlanması çağrısında bulunuyor.


















