Mısır Özel Kuvvetleri’ne (Sa’ika) bağlı 163. Tabur bünyesinde 6 Ekim 1973 Arap-İsrail Savaşı’na katılan gazi es-Seyyid el-Cabiri, yarım asır sonra cephe hattında yaşadığı çarpıcı anları kamuoyuyla paylaştı. YouTube platformunda yayın yapan Atheer kanalındaki “Ayrıntısıyla” adlı podcast programının “Askerlerin Gözünden Ekim Savaşı” başlıklı özel bölümüne konuk olan el-Cabiri, tarihin dönüm noktası sayılan çatışmalara dair az bilinen tanıklıklarını aktardı.
1950 yılında Garbiye vilayetine bağlı Tanta kırsalındaki Minşet Cenzur köyünde dünyaya gelen el-Cabiri, gençlik yıllarında inşaat, kasaplık ve tarım işlerinde çalıştıktan sonra 1969 yılı sonunda orduya katıldı. Ağır fiziki yetenek testlerinin ardından komando birliğine seçilen el-Cabiri, memleketinden 43 askerin bir araya getirilmesiyle kurulan ve gayrinizami harp operasyonlarıyla tanınan “Ali Baba Bölüğü” saflarında görev aldı.
“Çölde yılanları çiğ yiyerek eğitildik”
Programda komando birliklerinin hazırlık süreçlerindeki insanüstü disiplini ve zorlu hayatta kalma eğitimlerini anlatan el-Cabiri, “Eğitimler boyunca hayatta kalmak için her şeyi yedik; çölde yılanları yakalar, derisini yüzüp başını kestikten sonra çiğ tüketirdik” sözleriyle o günleri aktardı.
1967 yılındaki Altı Gün Savaşı’nın (Nekse) Mısır toplumunda ve kendi benliğinde derin bir yara açtığını ifade eden komando gazisi, “Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır istifa etmek istediğinde halk sokaklara dökülerek bunu reddetti; çünkü Mısır halkı yenilgiyi asla kabul etmezdi. Bu kararlılık bizi Sina’yı geri almaya kilitledi” dedi.
Süveyş Kanalı’nı geçiş anı ve insani sahneler
Kanalın geçildiği 6 Ekim gününün operasyonel detaylarına değinen el-Cabiri, hazırlıkların öğle saatlerinde başladığını, saat tam 14.00’te hava kuvvetlerinin bombardımanı ve topçu atışlarıyla birlikte hücum botlarıyla karşı kıyıya geçtiklerini belirtti. Karşı yakadaki İsrail mevzilerinden yapılan psikolojik tacizleri ve hakaretleri hatırlatan gazi, yoğun ateş altında Bar Lev Hattı’na tırmandıklarını söyledi.
Çatışmaların ortasında yaşanan insani bir enstantaneyi de paylaşan el-Cabiri, yaralı halde teslim olan bir İsrail askerinin yaralarını bizzat sardığını belirtti: “Benim inancımda ve aldığım askeri terbiyede, teslim olmuş yaralı bir askere zarar verilemez, öldürülemez. Ona pansuman yapıp esir merkezine teslim ettik.” Silah arkadaşı Mustafa Uveys’in şehadetini ve İsrail topçu bataryalarını nasıl imha ettiklerini anlatan el-Cabiri, savaşın acı ve gurur dolu anlarını paylaştı.
Abdünnasır’ın cenazesinden köye dönüşe uzanan hatıralar
Askerlik yıllarının yalnızca cepheyle sınırlı kalmadığını belirten el-Cabiri, 1970 yılında hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır’ın tarihi cenaze töreninde naaşın hemen yanında yürüyen kortejde görev aldığını, tüfekleri sırtlarında gözyaşları içinde yürüdüklerini ifade etti.
“Hayatımda geçirdiğim en onurlu dönem askerlik yıllarımdı” diyen el-Cabiri, savaşın ardından kendisini öldü zanneden köyüne döndüğünde ailesi ve komşuları tarafından karşılandığı duygusal anlarla tanıklığını noktaladı.







