İsrail’in güvenlik ve savunma politikaları, kurulduğu günden bu yana Washington yönetimiyle kurduğu stratejik ittifak üzerinden şekillendi. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun son dönemde yaptığı dikkat çekici açıklamalar, bu ilişkinin geleceği hakkında soru işaretleri yarattı. Netanyahu, ABD’den alınan askeri yardımların önümüzdeki 10 yıl içinde kademeli olarak sıfırlanmasını istediğini ve mali desteğe ihtiyaç duymadıklarını ifade etti. Yerli savunma sanayisinin bağımsızlaşması gerektiğini savunan İsrailli lider, bu yardımları “sosyal yardım” olarak nitelendirerek sonlandırılması gerektiğini vurguladı.
Askeri sanayide onlarca yıllık ABD desteği
İsrail, 1948 yılından bu yana ABD’den milyarlarca dolarlık finansal ve askeri destek aldı. Bu yardımların büyük bir kısmı, F-35 ve F-15 gibi gelişmiş savaş uçakları, mühimmatlar, elektronik sistemler ve hava savunma teknolojilerinin temininde kullanıldı. Ancak 2008 yılı itibarıyla doğrudan ekonomik yardımlar tamamen kesilerek tüm süreç askeri savunma iş birliğine kaydırıldı.
2016 yılında imzalanan 10 yıllık mutabakat zaptı ile yıllık yaklaşık 3,8 milyar dolarlık bir kaynak İsrail’e tanımlandı. Bölgede yaşanan son çatışmalar ise İsrail’in ABD tedarik zincirine, mühimmat stoklarına ve teknolojik desteğe ne kadar bağımlı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Netanyahu’nun “tam bağımsızlık” söylemine karşın, yürütülen askeri operasyonların maliyeti ve savunma sistemlerinin sürdürülebilirliği Washington’ın desteğini kritik kılmaya devam ediyor.
Savunma teknolojisinde bağımsızlık mümkün mü?
İsrail, Elbit Systems ve Rafael gibi küresel ölçekte tanınan dev şirketleriyle gelişmiş bir yerli savunma sanayisine sahip. Demir Kubbe ve Davud Sapanı gibi sistemlerin yanı sıra radarlar, hava savunma çözümleri ve insansız hava araçları üreten ülke, savunma ihracatında önemli bir konumda bulunuyor. Ancak uzmanlar, meselenin sadece finansal kaynak temini olmadığını belirtiyor.
İsrail ordusunun kullandığı en gelişmiş platformların, özellikle de savaş uçaklarının yedek parçaları, yazılımları, iletişim altyapıları ve motor sistemleri büyük oranda ABD merkezli teknolojiye dayanıyor. Dolayısıyla tamamen bağımsız bir askeri yapı inşa etmek; hammadde tedarikinden yedek parçaya, yazılımdan bakıma kadar tam kapsamlı ve bağımsız bir sanayi ekosistemi gerektiriyor. Bu durum, Netanyahu’nun bağımsızlık hedefini kısa vadeli bir gerçeklikten ziyade uzun vadeli bir stratejik vizyon olarak öne çıkarıyor.


