Orta Doğu, askeri tırmanış ile kritik diplomatik temasların eş zamanlı yürütüldüğü tarihsel bir eşikten geçiyor. Tarafların çatışmayı durduracak nihai bir uzlaşıya mı yaklaştığı yoksa daha geniş çaplı bir bölgesel savaş için son hazırlıklarını mı tamamladığı sorusu gündemi meşgul ediyor. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in İsrail’e gerçekleştirdiği sürpriz ziyaret ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un eş zamanlı Tahran temasları, kriz hattındaki diplomasi trafiğini benzeri görülmemiş bir noktaya taşıdı.
Hegseth’ten İsrail’e gizemli ziyaret: Netanyahu’dan açık tehdit
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir askeri hava üssünde basına kapalı kritik bir toplantı gerçekleştirdi. İki saat süren üst düzey görüşmeye ilişkin Pentagon resmi detay paylaşmaktan kaçınırken, Hegseth sosyal medya hesabından Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) bünyesindeki birlikleri ziyaret ettiğini duyurmakla yetindi.
Görüşmenin hemen ardından sert açıklamalarda bulunan İsrail Başbakanı Netanyahu, İran rejiminin tarihinin en zayıf döneminde olduğunu iddia ederek rejim değişikliği yönünde talimat verdiğini söyledi. İran ve bölgesel müttefiklerinin seçim öncesinde İsrail’e meydan okumak istediğini öne süren Netanyahu; ABD Başkanı Donald Trump ile kalan görev süresi içinde İran tehdidini tamamen ortadan kaldırmayı, ardından İbrahim Anlaşmaları’nı genişleterek yeni barış anlaşmaları imzalamayı hedeflediğini dile getirdi.
İslamabad devrede: Asım Münir’in arabuluculuk trafiği
Washington ve Tel Aviv hattındaki hareketliliğe karşılık, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir Tahran’a kritik bir çıkarma yaptı. İran ile ABD arasındaki iletişim kanallarını açık tutma çabalarını sürdüren İslamabad yönetimi, taraflar arasında mekik diplomasisi yürütüyor.
Ziyaret; İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin, Hürmüz Boğazı’nın 7 gün içinde seyrüsefere açılmasına yönelik önerinin masada olduğunu teyit etmesinin ardından gerçekleşti. Ancak İranlı yetkililer, Washington yönetiminin boğazın açılmasına ilişkin şartların tamamını karşılamaması sebebiyle müzakerelerde henüz somut bir sonuca ulaşılamadığını bildiriyor.
Lavrov’dan savaşın başından bu yana ilk Tahran ziyareti
Diplomatik trafiğin diğer ayağında ise Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov yer aldı. Çatışmaların patlak verdiği şubat sonundan bu yana ilk kez Tahran’ı ziyaret eden Lavrov, İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir araya geldi. Arakçi, iki ülke arasındaki iş birliğinin tarihin en yüksek seviyesine ulaştığını vurgulayarak krizlerin çözümünde yabancı askeri varlığına dayanmayan bölgesel bir güvenlik mimarisi çağrısında bulundu.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik adımlarını gerekçesiz olarak niteleyen Lavrov, Körfez’deki seyrüsefer güvenliğinin tesisi için Moskova’nın katkı sağlamaya hazır olduğunu belirtti. ABD Başkanı Donald Trump ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Rusya’nın Tahran’a sınırlı destek sunduğunu ifade ederek gerilimi tırmandırmamak adına Moskova ile temas halinde olduklarını vurguladı.
Devrim Muhafızları’ndan internet kablolarına tehdit
Diplomatik temaslara rağmen askeri kanattan gelen açıklamalar tansiyonu tırmandırıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, savaş ihtimalini dışlamadıklarını ve çatışmaların yeniden başlaması durumunda yanıtlarının çok daha sert olacağını açıkladı.
Muhibbi, Hürmüz Boğazı’nın altından geçen ve küresel veri ile ticaret trafiğini sağlayan 7 ana deniz altı internet kablosunun hedef alınabileceği imasında bulunarak yeni silahların sahaya sürüleceğini ve bölgedeki Amerikan askeri varlığının bütünüyle hedef haline geleceğini savundu.
ABD’den 9 bin asker ve 3. uçak gemisi takviyesi
Washington yönetimi ise bölgedeki caydırıcılığını tahkim etmeyi sürdürüyor. Amerikan basınında yer alan bilgilere göre ABD ordusu, bölgeye üçüncü bir uçak gemisi taarruz grubuyla birlikte yaklaşık 9 bin ek askeri personeli sevk etmek üzere hazırlıklarını sürdürüyor.
Diplomatik arabuluculuk çabaları ile askeri yığınakların eş zamanlı hız kazandığı bölgede, tarafların bir uzlaşı zeminine mi varacağı yoksa Hürmüz Boğazı ve çevresini ateşe atacak yeni bir askeri hesaplaşmanın mı başlayacağı sorusu önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.







