Suriye Demokratik Güçleri (SDG) elebaşı Mazlum Abdi’nin örgütü feshederek Suriye devlet kurumlarına entegre olma kararını açıklamasının ardından, Suriye sahasındaki en hassas başlıklardan biri olan Süveyda dosyası yeniden gündeme oturdu. SDG’nin devlete entegrasyonu sonrası, Süveyda’daki Dürzi grupların liderlerinden Hikmet el-Hicri ve beraberindeki silahlı yapının geleceği tartışılıyor.
SDG’nin dönüşümü ve federasyon hayallerinin sonu
Kamuoyunda yer alan değerlendirmelerde, geçmişte özerk yapı talep eden SDG’nin dahi nihayetinde Suriye devlet kurumlarına tam entegrasyonu kabul etmek zorunda kaldığı hatırlatılıyor. Haseke modelinde yerel halkın kamu hizmetlerini ve güvenliği merkezi yapıyla eş güdüm içinde yürütmesinin gerçekçi bir sınır çizdiği, Süveyda için dillendirilen bağımsız ya da ayrılıkçı projelerin ise sahadaki jeopolitik gerçeklerle uyuşmadığı vurgulanıyor.
İsrail faktörü ve değişen bölgesel dengeler
Analistler, Hikmet el-Hicri’nin dış aktörlere ve özellikle İsrail desteğine güvenerek hareket ettiğine dikkat çekiyor. Şam yönetimi ile bölge aktörleri arasında güney sınırının güvenliğine dair doğrudan ya da dolaylı temasların güçlenmesi durumunda, Süveyda dosyasının müzakere masasında bir kaldıraç olmaktan çıkabileceği değerlendiriliyor.
Dış desteğe dayanan yerel aktörlerin, muhatap devletlerin kendi aralarında uzlaşmaya varması halinde yalnızlaşma riskiyle karşı karşıya kaldığı ve Hicri’nin son dönemdeki çıkışlarının bu kaygıdan kaynaklandığı ifade ediliyor.
Sahadaki kontrol alanları ve güç dengesi
Suriye kamuoyunda yapılan askeri ve coğrafi kıyaslamalar, Hicri grubunun manevra alanının oldukça sınırlı olduğunu ortaya koyuyor:
Feshedilen SDG kontrolü: Suriye topraklarının yaklaşık üçte birini (yaklaşık 60 bin kilometrekare) kapsıyordu.
Hicri grubu kontrolü: Yalnızca Süveyda vilayetinin belirli bir kesimiyle (yaklaşık 2 bin kilometrekare) sınırlı bulunuyor.
Ayrılıkçı projelerin zemin kaybettiğini belirten yerel gözlemciler, sahadaki dengelerin değişmesiyle birlikte Süveyda’daki silahlı unsurların da silah bırakıp devlet otoritesine dahil olmaktan başka bir seçeneğinin kalmadığını dile getiriyor.






















