11 Eylül 2001 terör saldırılarının üzerinden geçen çeyrek asrın ardından, New York kenti Dünya Ticaret Merkezi’nde hayatını kaybedenlerin kimliklerini belirleme çalışmalarında tarihi bir bilimsel eşiği geride bıraktı. Fransız Le Figaro gazetesinde yer alan habere göre, New York Baş Adli Tıp Ofisi (OCME) ve New York Polis Departmanı (NYPD) Kriminal Soruşturma Bürosu, ileri DNA dizileme teknolojisi ile soy kütüğü kayıtlarını birleştiren “Genetik Soybilim” (Genetik Genealoji) yöntemi sayesinde ilk kez bir kurbanın kimliğini tespit etmeyi başardı.
Yetkililer, kimliği belirlenen kişinin yetişkin bir kadın olduğunu, ancak ailesinin kimlik bilgilerinin gizli kalmasını talep ettiğini bildirdi. Bu son tespitle birlikte İkiz Kuleler’e yönelik saldırılarda resmi olarak kimliği teşhis edilen kişi sayısı 1654’e yükseldi. Buna karşın hayatını kaybedenlerin yaklaşık yüzde 40’ına tekabül eden 1100’e yakın kurbanın kimliği henüz aydınlatılamadı.
Geleneksel testlerin yetersiz kaldığı noktalara çözüm
Geliştirilen genetik genealoji yöntemi, faili meçhul adli vakalarda ve doğrudan aile örneği bulunamayan karmaşık olaylarda çığır açan bir yöntem olarak öne çıkıyor:
Sistem nasıl çalışıyor? Kurbanlardan elde edilen mikro genetik profiller, halka açık ve adli DNA veri tabanlarıyla eşleştiriliyor; bulunan uzak akrabaların soy ağaçları geriye doğru taranarak kimlik havuzu daraltılıyor ve nihai kişiye ulaşılıyor.
47 şüpheli profil sırada: New York Baş Adli Tıp Uzmanı Dr. Jason Graham, bu yöntemin 25 yıl önce var olmadığını ve adli antropoloji için devasa bir ilerleme olduğunu belirtti. Uzmanlar, kurum arşivinde bu teknikle incelenmeye uygun 47 genetik dosyanın daha bulunduğunu aktardı.
Kalıntıların durumu sınır koyuyor: Uzmanlar, yangın ve enkaz altındaki aşırı ısı ile kimyasal etkenler nedeniyle her DNA örneğinin bu işlem için yeterli kalitede olmadığını hatırlatıyor.
Bilimsel başarı ve etik-gizlilik tartışmaları
Kurban ailelerine çeyrek asır sonra yanıt verebilmek büyük bir insani ve ahlaki sorumluluk olarak görülse de genetik verilerin kullanımı küresel ölçekte hukuki ve etik tartışmaları beraberinde getiriyor.
Örneğin Fransa Anayasa Konseyi, kamu yararı ile özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması arasındaki dengenin kurulamadığı gerekçesiyle genetik soybilim yönteminin ceza soruşturmalarında kullanılmasına izin vermemişti. New York makamları ise ABD tarihinin en karmaşık adli tıp sürecini tamamlamak adına son kalıntı teşhis edilene kadar ileri teknolojileri kullanmaya devam edeceklerini vurguluyor.






















