Suriye Müslüman Kardeşler (İhvan) teşkilatı, 5. Olağan Şura Meclisi toplantısının ardından yayımladığı sonuç bildirisiyle, “bağımsız kararlara sahip ulusal bir grup” olarak faaliyetlerini sürdüreceğini açıkladı.
Şura Meclisi bildirisinde, Şam yönetiminin yürüttüğü ve Suriye’nin “teröre destek veren ülkeler” listesinden çıkarılması ve ekonomik yaptırımların kaldırılmasıyla neticelenen diplomatik temaslar memnuniyetle karşılandı. Bu gelişmelerin ülkenin toparlanmasına ve bölgesel arenadaki rolünü yeniden kazanmasına katkı sağlayacağı vurgulandı.
Açıklamada, teşkilatın ılımlı İslami çizgisine bağlı kalacağı, mezhepçilik ve kutuplaşmayı reddederek toplumsal barışı, insan onurunu ve tüm ulusal bileşenlerle diyaloğu önceleyen bir yaklaşım sergileyeceği kaydedildi.
Geçiş sürecinde çoğulculuk ve yeni anayasa vurgusu
Parlamentonun (Halk Meclisi) çalışmalarına başlamasını olumlu bir adım olarak değerlendiren teşkilat; geçiş döneminin gerekliliklerinin tamamlanması, düzenli bir siyasi çoğulculuğun tesis edilmesi ve halkoyuna sunulacak kalıcı bir anayasa hazırlanması çağrısında bulundu.
İstikrarlı bir Suriye için hukukun üstünlüğüne dayalı, siyasi özgürlükleri güvence altına alan ve parti çalışmalarını yasal zemine oturtan çoğulcu bir yapı kurulması gerektiği belirtilen bildiride; uluslararası topluma da yeniden inşa ve insani yardım süreçlerine güçlü destek verme çağrısı yapıldı.
“Bağımsızlık” vurgusu ne anlama geliyor?
Açıklanan bildiriyi değerlendiren akademisyen ve araştırmacı Abdurrahman el-Hac, teşkilatın kendini dışlanmış hissettiğini öne sürdü. İhvan’ın Baas ve Esed rejimlerine karşı mücadelede uzun yıllar ağır bedeller ödediğini hatırlatan El-Hac, bildirideki “tam bağımsızlık” vurgusunun, geçiş sürecinde hazırlanacak siyasi partiler kanununa göre bağımsız bir siyasi aktör olarak konumlanma arzusunu yansıttığını kaydetti.
El-Hac, rejim sonrası dönemde örgütlü yapısı ve siyasi geçmişi nedeniyle teşkilatın kendini feshetmesi yönünde iç ve dış baskılarla karşılaşmış olabileceğini dile getirdi. Bölgesel dinamiklerin ve teşkilat içindeki kuşak çatışmasının da süreci etkilediğini belirten analist, şu tespitlerde bulundu:
“Teşkilat içinde dini ve sosyal tebliğ faaliyetleriyle ilgilenecek bir yapı ile doğrudan siyaset yapacak bağımsız bir siyasi partinin ayrışması yönünde tartışmalar sürüyor. Bildirideki çoğulculuk vurgusu, teşkilatın gelecekteki siyasi yarışa resmi kurallarla katılma hazırlığı yaptığını gösteriyor.”
Eski yöneticiden fesih çağrısı: “Ayrı yapı daha faydalı olurdu”
Müslüman Kardeşler’in eski yöneticilerinden Mülhem ed-Durubi ise bildiriyi dengeli ancak olağan bir açıklama olarak niteledi. Geçmişte teşkilatın feshedilmesini savunduğunu ve bu öneri Şura Meclisi tarafından reddedilince Ağustos 2025’te görevinden istifa ettiğini hatırlatan Ed-Durubi, alternatif bir modeli savundu.
Ed-Durubi, grubun yasalara saygılı bir çerçevede çalışma hakkı bulunduğunu teslim etmekle birlikte; “İhvan bayrağını feshedip tebliğ odaklı sivil dernekler kurmak, ardından yeni partiler yasası çıktığında sıfırdan bağımsız bir siyasi parti ile yola devam etmek teşkilat ve Suriye halkı için çok daha verimli olabilirdi” ifadelerini kullandı.















