İran, Lübnan’ın başkenti Beyrut’a yönelik olası bir İsrail saldırısına karşı askeri pozisyonunu netleştirdi. 3 Haziran 2026 tarihinde Tahran’dan gelen açıklamalarda, İsrail’in Beyrut’u hedef almasının bölgedeki çatışmaları topyekûn bir savaşa sürükleyebileceği vurgulandı.
“Beyrut’a Saldırı Büyük Sonuçlar Doğurur”
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tasnim Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, İran silahlı kuvvetlerinin herhangi bir saldırı senaryosuna karşı “hazır durumda” olduğunu belirtti. Arakçi, İsrail’in Beyrut’u hedef alması halinde bunun ciddi “bedelleri” olacağını ifade ederek, olası bir saldırının savaşın kapsamını genişleterek bölgeyi tamamen yeni bir çatışma evresine taşıyabileceği uyarısında bulundu.
“Savaşın Kaderi Ortak”
Araghchi, çatışmaların sadece bölgesel birer parça olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizdi. İran’ın stratejik duruşuna dair ipuçları veren Dışişleri Bakanı, savaşın sona erdirilmesine yönelik yapılacak herhangi bir planın İran’ı ve tüm “direniş cephelerini” (Lübnan dahil) kapsaması gerektiğini belirtti.
Araghchi, bu bağlamda şu değerlendirmeyi yaptı:
- “Amerika ve İsrail ile olan savaşın kaderi, Lübnan’daki savaşın kaderinden ayrı değildir.”
Hizbullah ve Lübnan Siyaseti Üzerine
İran’ın Lübnan’ın iç işlerine müdahale etmediğini savunan Araghchi, Hizbullah’ın Lübnan’ın siyasi yapısının ayrılmaz ve meşru bir parçası olduğunu vurguladı. İranlı bakan, bu açıklamalarıyla Hizbullah’a yönelik olası askeri müdahaleleri, doğrudan bir devlet politikası ve bölgesel güvenlik sorunu olarak gördüklerini bir kez daha teyit etmiş oldu.
Tahran’dan gelen bu net mesaj, bölgedeki gerilimin tırmandığı bir dönemde, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarının kapsamına dair İran’ın “kırmızı çizgilerini” ortaya koyması açısından kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

















