ABD ile İran arasındaki gerilim, yerel çatışmaların çok ötesinde yeni ve şiddetli bir evreye girdi. Washington, “sınırlı caydırıcılık” politikasını tamamen terk ederek, belirli bir takvimi olmayan ve İran’ın kapasitesini sistematik olarak yok etmeyi hedefleyen “sürekli bir askeri harekât” stratejisine geçti. Başkan Donald Trump, İran’ın ABD iç siyasetine veya seçim anketlerine yönelik beklentilerini “yanlış bir hesap” olarak nitelendirerek, askeri baskının artarak süreceği mesajını verdi.
6 gündür kesintisiz saldırı
Pentagon’un, ateşkes süreci boyunca istihbarat verileriyle güncellediği “geniş kapsamlı hedef bankası” üzerinden yürüttüğü saldırılar, altıncı gününde de devam etti. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Başkan Trump’ın doğrudan talimatıyla hava kuvvetleri, İHA’lar ve deniz unsurlarının koordineli saldırılar gerçekleştirdiğini açıkladı.
Saldırıların odak noktasında ise şu hedefler yer alıyor:
-
Hava savunma sistemleri ve kıyı gözetleme radarları.
-
Deniz ticaretini tehdit eden askeri lojistik altyapı.
-
İran’ın denizdeki operasyonel kapasitesini destekleyen askeri üsler.
“Çelik kuşatma” ve Hürmüz’de yeni dönem
ABD’nin bölgedeki askeri varlığı 50 binin üzerine çıkarken, Beyaz Saray 10 bin askerin doğrudan İran limanlarına yönelik “sıkı bir deniz ablukası” uyguladığını doğruladı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, “İran artık Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmiyor” diyerek, bölgedeki deniz trafiğinin Washington’ın mutlak kontrolüne geçtiğini vurguladı. ABD donanması, ablukayı ihlal eden ticari gemilere müdahale ederken, dur ihtarına uymayan gemileri etkisiz hale getirme yetkisini de fiilen kullanıyor.
Diplomasinin önündeki “askeri sopa”
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, askeri operasyonların tek başına “nihai çözüm” olmadığını, ancak Tahran’ı nükleer programından vazgeçmeye zorlayacak en gerçekçi “baskı aracı” olduğunu ifade etti. Washington’ın hedefi, askeri istنزaf yoluyla Tahran’ı masaya oturtmak ve uzun vadeli bir anlaşmaya zorlamak.
Ancak New York Times gibi yayın organları, 18 Haziran’da imzalanan ancak kısa sürede çöken mutabakat zaptının ardından, Washington’ın “sonsuz savaşlar” döngüsüne geri döndüğünü analiz ediyor. Uzmanlara göre, İran rejimini düşürme veya nükleer programı tamamen sonlandırma hedeflerine ulaşılamadığı sürece, bu “açık uçlu” askeri baskı, bölgeyi öngörülemez bir tırmanışa mahkûm ediyor.
-
7 Temmuz miladı: Trump’ın Kongre’ye bildirdiği üzere, 60 günlük yeni bir yasal yetki penceresi açılmış durumda. Bu durum, önümüzdeki iki ay boyunca ABD ordusunun Kongre onayı almaksızın Tahran’ın altyapısına, enerji tesislerine ve stratejik köprülerine yönelik doğrudan saldırılar düzenleyebileceği anlamına geliyor.
Bu yeni doktrin, İran’ın ekonomik ve askeri kapasitesini “tükenene kadar” hedef almayı amaçlayan, geri dönüşü zor bir “askeri boğma” stratejisi olarak tanımlanıyor.



