Avrupa vatandaşları, Avrupa Birliği (AB) ile İsrail arasındaki ortaklık anlaşmasının askıya alınması talebiyle başlattıkları imza kampanyasında tarihi bir başarıya imza attı. Avrupa Filistin Siyasal İlişkiler Konseyi’nin duyurusuna göre, Avrupa genelinde başlatılan girişime 1 milyon 299 bin 914 imza toplandı. Sadece altı ay içerisinde toplanan bu imzalar, Avrupa kamuoyunun İsrail politikalarına yönelik artan hoşnutsuzluğunu gözler önüne seriyor.
Girişimin öncüleri, bu sonucun AB kurumlarını hem siyasi hem de hukuki açıdan sorumluluk almaya zorladığını vurguluyor.
14 Ülkede Yasal Baraj Aşıldı
Avrupa vatandaşları girişimi (ECI) kapsamında, kampanyanın geçerli sayılması için en az yedi farklı ülkede ulusal eşiğin aşılması gerekiyordu. Ancak kampanya, bu sınırı ikiye katlayarak 14 Avrupa Birliği ülkesinde gerekli barajı aştı.
Ülke Bazlı Desteğin Önemi
-
Fransa’nın Liderliği: Fransa, ulusal barajı 8 kat aşarak kampanyanın en güçlü destekçisi oldu.
-
Almanya Faktörü: Siyasi ve ekonomik ağırlığıyla bilinen Almanya’da kampanyanın eşiği aşması, “dayanışma” çerçevesinde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.
-
Yayılım: İtalya, İspanya, İrlanda, Belçika, Hollanda, Finlandiya, Danimarka ve İsveç gibi ülkelerden gelen yoğun destek, talebin kıta genelinde karşılık bulduğunu gösteriyor.
Girişimi yürütenler, Fransa ve Almanya gibi ülkelerdeki bu yüksek katılımın, Avrupa siyasetindeki geleneksel kısıtlamaların halk nezdinde artık değişmeye başladığının bir işareti olduğunu savunuyor.
Süreç Şimdi Nasıl İlerleyecek?
İmza toplama sürecinin tamamlanması, girişimin sonu değil, yeni ve diplomatik bir aşamanın başlangıcı anlamına geliyor. Şimdi izlenecek olan bürokratik ve hukuki süreç şu şekilde işleyecek:
-
Doğrulama: Toplanan imzalar, ilgili ulusal makamlar tarafından titizlikle denetlenecek.
-
Avrupa Komisyonu: Onaylanan imzalar Avrupa Komisyonu’na iletilecek.
-
Parlamento Oturumu: Girişim, Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenecek bir kamu oturumunda ele alınacak.
-
Resmi Yanıt: Avrupa Komisyonu, bu halk iradesini temel alarak atacağı adımlara ilişkin resmi tutumunu açıklayacak.
Avrupa Filistin Siyasal İlişkiler Konseyi, bu aşamadan sonra asıl hedefin bu “halk iradesini” somut yaptırımlara dönüştürmek olduğunu belirtiyor. Konsey, sivil toplum örgütleri, sendikalar ve gençlik hareketleriyle iş birliğini artırarak, konuyu hem Avrupa Parlamentosu hem de üye ülke hükümetleri nezdinde sürekli bir baskı unsuru haline getirmeyi hedefliyor.



