İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik hava saldırılarında hedef aldığı stratejik nükleer ve araştırma tesislerinde dikkat çekici bir hareketlilik yaşanıyor. Mart ile Ekim 2026 dönemini kapsayan yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri; Tahran yönetiminin ağır hasar gören tesislerde kapsamlı onarım, enkaz temizleme ve yeni savunma tahkimatları inşa ettiğini gözler önüne serdi.
Al Jazeera Açık Kaynak İstihbarat Birimi’nin Planet uydu fotoğrafları üzerinden yürüttüğü incelemeler; İsfahan eyaletindeki Natanz Uranyum Zenginleştirme Tesisi, Merkezi eyaletindeki Arak Ağır Su Reaktörü ve Tahran’daki Lavizan askeri araştırma yerleşkesinde yoğun inşaat faaliyetlerinin sürdüğünü belgeledi. Görüntüler, İran’ın vurulan tesisleri yalnızca yeniden inşa etmekle kalmayıp olası yeni saldırılara karşı derin toprak setler ve bariyerlerle tahkim ettiğini ortaya koyuyor.
Arak tesisinde hummalı onarım: İskeleler ve yeni binalar yükseliyor
Ağır su üretim tesisi ve araştırma reaktörüne ev sahipliği yapan Arak Nükleer Kompleksi, ilki Haziran 2025’te, ikincisi ise 27 Mart 2026’da olmak üzere iki kez doğrudan vuruldu. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ve Washington merkezli Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü (ISIS), mart saldırısının ardından tesisin üretim hatlarının tamamen devre dışı kaldığını bildirmişti.
Ancak 10 Mayıs 2026 ile 27 Ekim 2026 tarihli uydu fotoğraflarının kıyaslanması sahadaki tablonun hızla değiştiğini gösteriyor:
- Enkaz kaldırıldı, boru hatları yenilendi: Mayıs ayında tesisin batı bölümünde görülen yıkıntılar tamamen temizlendi; yerlerine yeni metal konstrüksiyonlar ve boru hatları inşa edildi.
- Kuzeydoğu çatısı onarıldı: Hasar gören binalardan birinin çatısında kapsamlı yenileme çalışmaları tespit edildi.
- Yeni yapılar eklendi: Tesisin güneydoğusunda mayıs ayında yalnızca temel seviyesinde olan açık betonarme karkasların inşası tamamlandı ve yanlarına yeni hizmet binaları dikildi.
Natanz’a hendekler ve toprak kalkanlar
İran’ın uranyum zenginleştirme omurgasını oluşturan ve 1 Mart 2026 saldırılarında yer altı tünel girişleri, nizamiye kapısı ve kontrol noktaları vurulan Natanz’da ise odak noktası pasif savunma oldu.
6 Mart ile 23 Ekim 2026 tarihli fotoğraflar karşılaştırıldığında, nükleer tesisin ana binalarının etrafında kapsamlı bir tahkimat ağı kurulduğu görülüyor. Kuzey çevre çitinin dışındaki yola zikzaklı beton barikatlar dizilirken, hemen kuzey hatta uzun bir toprak set çekildi. Bu set boyunca dik açılı hendek hatları kazıldı ve olası kara sızmalarına ya da şarapnel etkisine karşı toprakla çevrili koruma mevzileri oluşturuldu.
Lavizan yerleşkesinde izler silindi: Molozlar temizlendi
Tahran’ın kuzeydoğusundaki Lavizan bölgesinde yer alan ve nükleer silah bileşenleri geliştirmekle itham edilen tesislerde de farklı bir yöntem izlendi. İsrail ordusunun nükleer araştırma laboratuvarları barındırdığını öne sürdüğü Savunma İnovasyon ve Araştırma Örgütü (SPEND) bağlantılı “Lavizan-2”, yanındaki mühendislik binası ve Malik el-Eşter Teknoloji Üniversitesi yerleşkesi hedef alınmıştı.
Şubat, nisan ve ekim aylarını kapsayan üç aşamalı uydu analizi şu tabloyu ortaya koydu:
- Üniversite kampüsü: Nisan ayında enkaz yığınına dönen bağlantılı binalar kompleksi ekim ayı itibarıyla tamamen temizlendi. Molozların yerini yeni inşaata hazır, düzleştirilmiş koyu zeminli geniş bir alan aldı.
- Mühendislik binası: Ağır hasar alan yapının enkazı sökülerek zemin kata kadar tamamen boşaltıldı.
UAEA denetim yapamıyor: Stoklar belirsiz
Tahran’ın nükleer tesislerdeki bu hamleleri, uluslararası denetim mekanizmasının tamamen felç olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. UAEA Başkanı Rafael Grossi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunduğu son raporda, 28 Şubat saldırılarından bu yana İran’daki doğrulama faaliyetlerinin durduğunu hatırlattı.
Ajansın İran’daki dört ana zenginleştirme tesisine hiçbir erişiminin bulunmadığını vurgulayan Grossi, Tahran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stokunun miktarı, saflık derecesi veya hangi gizli noktalara taşındığı konusunda kesin bir bilgiye sahip olmadıklarını kaydetti.








